Bugun...
Müyesser YILDIZ -- HSK'dan İlginç Bir Cevap Daha: “FETÖ”den Tutuklu Savcı 28 Şubat Davasında Görevini Yapmış!..
Tarih: 01-08-2017 08:18:00 Güncelleme: 19-10-2018 11:10:00 + -



Müyesser YILDIZ -- HSK'dan İlginç Bir Cevap Daha: “FETÖ”den Tutuklu Savcı 28 Şubat Davasında Görevini Yapmış!..

6 gün önce Gazeteci-Yazar Nedir Şener'in firari Ergenekon savcısı Zekeriya Öz hakkındaki şikayet dilekçesine, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun verdiği vahim cevabın şokunu yaşadık.
Şener'in avukatlarının 5 yıl önceki şikayet dilekçesini geçtiğimiz Nisan ayında karara bağlayan HSK, “Zekeriya Öz'ün FETÖ/PDY ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibat şeklinde bağlantılarının bulunduğu yönünde delile ulaşılamadığını” ayrıca “Hakkında herhangi bir disiplin cezası yahut meslekten çıkarılma kararı bulunmadığını” belirterek, bu nedenle soruşturma izni verilmediğini bildirmişti.
Neyse ki, HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz aynı gün bir açıklama yapıp, Şener'e gönderilen yazıda “Kes-yapıştır'dan kaynaklı bir yanlışlık” olduğunu söyledi. Hakkında ilk ihraç kararı verilen isimlerden birisinin Zekeriya Öz olduğunu da hatırlatan Yılmaz, “Konu FETÖ ise en son sorgulanacak kurum HSK'dır. HSK'dan eğri odun girmedi, eğri odun çıkmayacak” dedi.
-28 Şubat Savcısı Neler Yaptı?-
Zekeriya Öz yazısının mürekkebi kurumadan HSK'ndan bu defa da 28 Şubat Savcısı Mustafa Bilgili hakkındaki şikayetle ilgili ilginç bir karar çıktı.
Bilindiği gibi, yaklaşık 6 yıl süren 28 Şubat davası geçen Nisan'da sonuçlandı ve dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ile 2. Başkan Çevik Bir başta olmak üzere 21 isim hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.
Büyük ölçüde 28 Şubat soruşturmasını yapan eski savcı Mustafa Bilgili'nin hazırladığı iddianameye bağlı kalınarak sonuçlandırılan dava halen İstinaf'ta bekliyor. Sanıkların yanısıra, duruşma savcısı ile mağdur-müştekiler de mahkemenin kararına itiraz etmiş durumda. Ayrıca hem az sayıda isme ceza verilmesi hem bu isimlerin yaş ve sağlık gerekçesiyle tutuklanmamış olmasının iktidar cenahında rahatsızlık yarattığı da biliniyor.
Bu davanın iddianamesini hazırlayan Mustafa Bilgili'nin durumu ile soruşturma sürecinde yaşananlara gelelim.
- Davaya konu edilen “belgeleri” getiren eski asker “FETÖ”cü çıktı...
- Birçok “delilin” sahte, bunları inceleyen TÜBİTAK bilirkişilerinin “FETÖ”cü olduğu anlaşıldı...
- Kovuşturma sürecinde Savcı Mustafa Bilgili ile yakın işbirliği içinde çalışan ve bazı delilleri sanıklardan gizlediği öne sürülen Genelkurmay Adli Müşaviri Muharrem Köse, 15 Temmuz darbe teşebbüsüne katılmaktan tutuklandı...
- Davanın mağdur/müştekilerinden bir kısmının “Fetullah Gülen-Nurculuk faaliyetlerinden” dolayı TSK'dan ihraç edilmiş kişiler olduğu ortaya çıktı...
- Dahası Mustafa Bilgili iddianamesinde sanıkları, “Fetullah Gülen yanlısı askerleri TSK'dan tasfiye etmekle” suçladı...
- 15 Temmuz'dan sonra meslekten atılıp, firar eden Bilgili, 4 ay sonra yakalandı ve “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma, bu örgütün yargı ayağını oluşturma” suçlarından tutuklandı...
28 Şubat davasıyla ilgili iki ayrıntı daha aktaralım.
22 Ocak 2014'teki celsesinde savunma yapan sanıklardan emekli Albay Erkan Yaykır, iddianamedeki yanlışlıkları, kes-yapıştırları, çarpıtmaları delilleriyle ortaya koyduktan sonra Savcı Mustafa Bilgili hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Celse sonunda dönemin Mahkeme Başkanı, Yakır'ın savunmasının bir örneğinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilerek, suç duyurusunun incelenmesine karar verdi. Bunun üzerine Başkan ile duruşma savcısı Kemal Çetin arasında tartışma yaşandı. Çetin, “Böyle kararlar verirseniz, böyle çok suç duyuruları gelir. Burası şov alanına çevrilir. İddia makamını mağdur ettiğinizi düşünüyorum” diye tepki gösterdi. Başkan Köksal da, “Öyle düşünüyorsanız gereğini yapın” karşılığını verdi.
Diğer önemli ayrıntıya geçelim.
Dönemin FETÖ Emniyet imamı olduğu belirtilen “Kozanlı Ömer” lakaplı Osman Hilmi Özdil 2007'de ABD'ye gittiğinde FBI tarafından sorgulandı. Özdil'in çantası ve üzerinden çıkan birtakım belgeler de Ankara'ya gönderildi, ancak bunlar “FETÖ” tarafından yok edildi. Devran dönünce, bunlar FBI'dan yeniden istendi. Gelen bilgilere göre, Özdil'in üzerinden sonradan Ergenekon'da sanık olarak yargılanan bazı kişilerin adlarının kodlanmış şekilde yer aldığı notlar çıkmıştı. Sözkonusu notlarda ayrıca “H. Özkasnad, Kuridakai” gibi isimlerin de olduğu tespit edilmişti. Neticede eski istihbaratçılar hakkında hazırlanan iddianamede, bu notlardan hareketle Ergenekon'un yanısıra “28 Şubat davasının da önceden planlanıp kurgulandığı, 'H. Özkasnad'dan kastedilenin Erol Özkasnak, 'Kuridakai'den kastedilenin ise İsmail Hakkı Karadayı” olduğu vurgulandı. Ve bu iddianame, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen “FETÖ çatı davası” ile birleştirildi.
-Kozmik Oda'da “FETÖ”cü, 28 Şubat'ta Değil-
Eski savcı Mustafa Bilgili, aynı zamanda bir “FETÖ operasyonu” olduğu bilinen Kozmik Oda'ya girilmesi olayının da savcısıydı. İşte 28 Şubat'tan değil, bundan tutuklandı ve halen Yargıtay'da yargılanıyor.
Bilgili'ye sorgusunda 28 Şubat'la ilgili hiçbir şey sorulmadı, ama o kendisini bu dava üzerinden şöyle savundu:
“Toplumda 28 Şubat darbesi olarak bilinen soruşturmada 130-140 asker kişi hakkında emniyet fezlekesi olmadan 1300 sayfa iddianame düzenledim, bu dosyanın yargılaması halen 5. Ağır Ceza Mahkemesinde devam etmektedir. 28 Şubat soruşturmasının basın, gazeteciler, ekonomi ve üniversiteler ayağı ile ilgili de çalıştım.”
Ardından davadaki sanık sayının 104'ten, 103'e nasıl düştüğünü anlatırken, özetle şu itiraflarda bulundu:
“28 Şubat soruşturmasıyla ilgili Genelkurmay 2. Başkanı Hulusi Akar'ı ziyaret ettim. Dosyadan yazdığımız yazıları kendisine ilettim. O da bir subay çağırdı. Yeni Adli Müşavirleri Muharrem Köse olduğunu orada öğrendim. Yazdığımız resmi yazılara da bu şahıs tarafından cevap verildi. Dosyaya gönderilen Genelkurmay belgelerini zaman zaman gizli olması sebebiyle kurye aracılığıyla gönderiyordu, çok gizli belgeleri de kendisi bizzat getirip bana teslim ediyordu. Hatta 28 Şubat soruşturma dosyasında biz Genelkurmay'dan soyadı Ataman olan bir korgeneralle ilgili bilgi ve belge istemiştik, Muharrem Köse bizzat geldi ve bu şahsın halen korgeneral rütbesi ile Silahlı Kuvvetlerde muvazzaf subay olduğunu, onunla ilgili bilgi ve belgeleri komutanlarına danışmadan veremeyeceğini söyledi. İddianame taslağını hazırladığım sırada hatırladığım kadarıyla Adalet Bakanı Sadullah Ergin özel kalemi aracılığıyla her zaman ulaştığı gibi bana ulaştı. 28 Şubat iddianamesi ile ilgili bilgi notu istedi. Ben de ifadesini aldığım 104 kişi hakkında iddianame düzenleyeceğimizi belirttim. Bunların içerisinde Ataman soyadlı korgenaralin olduğunu gördü, 'Konuyu Başbakana danışayım' dedi. Bir süre sonra Adalet Bakanı Sadullah Ergin beni yine özel kalemi aracılığıyla çağırdı. Başbakanın Genelkurmay Başkanı ile görüştüğünü, hükümet ile asker arasında sıkıntı çıkmaması için bu paşanın iddianameden çıkarılmasının uygun olacağını değerlendirmişler. Bu konu Başbakan tarafından bizzat Sadullah Ergin'e iletilmiş. Bakan Bey de bana bunu anlattı. Bu şahsın adını hazırladığımız iddianameden çıkarttık, hakkında hâlâ tahkikat devam etmektedir. Hatta duruşmalarda haklarında iddianame tanzim ettiğimiz 28 Şubat sanıkları, 'Ataman Paşa ile ilgili dosyada bilgi var, hakkında niçin dava açılmadı?' diyerek hâlâ beni suçlamaktadırlar.”
Tüm bu bilgilerden sonra 28 Şubat davasının “FETÖ” ile bir bağlantısı olup olmadığı hususunu takdirlerinize sunup, HSK'nın Mustafa Bilgili hakkında verdiği karara gelelim.
28 Şubat sanıklarından Cemal Hakan Pelit'in Avukatı Ümit Kara, 3 Şubat 2014'te görevini kötüye kullandığı iddiasıyla Bilgili hakkında HSYK'ya suç duyurusunda bulundu. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra da bu suç duyurusunu tekrarladı.
26 Nisan 2018'de toplanan HSK Birinci Dairesi, Av. Kara'nın ikinci dilekçesine hiç değinmeden, sadece 3 Şubat 2014 tarihli dilekçeyi inceledi. Oy birliği ile karar alındı. Kurul Başkanı, bu karara 27 Haziran 2018'de “olur” verdi.
Sözkonusu karar da bu ay başında Tetkik Hakimi Seydi Kırmızı imzasıyla Av. Kara'ya gönderildi. Kararda ne mi yazıyor? Şunlar:
“Bir kısım öne sürülen iddiaların Cumhuriyet Savcısının delil toplama, değerlendirme ve suçu nitelendirme yetkisi kapsamında kaldığı, bu yetkinin şikayet olunan Cumhuriyet Savcısı tarafından herhangi bir şekilde kötüye kullanıldığına dair somut delil gösterilmediği gibi, kovuşturma ve kanun yollarına başvuru sırasında öne sürülebilecek hususların şikayete konu edildiği; Diğer bir kısım öne sürülen iddianın, inceleme izni verilmesini gerektirir mahiyet ve ağırlıkta olmadığı; Bir kısım öne sürülen iddianın, soyut ve genel mahiyette olduğu, iddiayı doğrulayan herhangi bir somut delil gösterilmediği gerekçesiyle şikâyetin işleme konulmadığı...”
Özetle; “FETÖ üyeliği ve örgütün yargı ayağı” olmaktan tutuklu Mustafa Bilgili, 28 Şubat soruşturmasında “görevini kötüye kullanmamış”!..
İyi de Kozmik Oda'ya bizzat dönemin Başbakanı Erdoğan'ın talimatıyla girilmedi mi?.. Dahası Kozmik Oda'da muhafazaya alınan bilgi ve belgeler yine dönemin Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'in emriyle buradan çıkarılıp, Bilgili'ye teslim edilmedi mi?..
İkinci bir “kes-yapıştır kaynaklı yanlışlık” yoksa;
HSK'nın bu kararı, öncelikle Kozmik Oda davasında Mustafa Bilgili, ardından diğer tüm “FETÖ”cü savcı ve hakimler için “can simidi” değil midir?



Bu haber 7340 defa okunmuştur.

Etiketler :

YORUMLAR



Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KONUK YAZARLAR HABERLERİ