Bugun...

Ayşe BOLAT
MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA ANZAVUR İSYANI
Tarih: 02-11-2018 15:24:00 Güncelleme: 02-11-2018 15:24:00


 

 

              

               

 

 

 İtilaf Devletleri ile 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Mütarekesi ile Osmanlı Devleti fiilen sona ermiş;  İstanbul, 13 Kasım 1918' de İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiştir. Bundan sonra bu devletlerin Osmanlı Devletini paylaşma planları uygulanmaya başlanmıştır.

 

                15 Mayıs 1919'da İzmir'in Yunanlılar tarafından işgali edilmesi üzerine ülke çapında mitingler yapılmıştır. 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkan Mustafa Kemal, işgalci devletler tarafından İstanbul Hükümetine baskı yapılarak İstanbul'a geri getirtilmek istenmiş; İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiseri hükümetten, Mustafa Kemal'in kanun dışı sayıldığının Doğu illerinin bütün asker sivil memurlarına bildirilmesini istemiştir. Bunun üzerine Sadrazam Damat Ferit Paşa, Mustafa Kemal'in hareketinin askeri niteliği olmadığını, milletin arzusuna dayanmadığını öne sürmüştür.

 

                İzmir'in işgali imparatorluğun parçalanarak yok edilmesi kararının ilk uygulamasıdır. Yunan işgalinin durdurulması, silahlı bir savunma hattı oluşturulması, henüz elden gitmemiş olan vatanın kurtarılması için halkın silahlı savunmaya başvurmaktan başka çare olmadığının gösterilmesi gerekiyordu.

 

                Samsun'a çıkan Mustafa Kemal ve arkadaşları ilk olarak Amasya'da 10 gün kaldıktan sonra 22 Haziran 1919'da Amasya Tamimi yayınlanarak, milletin istiklalini yine milletin azim ve kararının kurtaracağı dünyaya duyurulmuştur. Erzurum ve Sivas Kongrelerini toplanmış;   Erzurum Kongresinde alınan kararlar Türk Milletinin kurtuluş mücadelesinde izlenen yolda belirleyici olmuştur.  Baskı ve engellemeler altında yapılan Sivas Kongresinde alınan kararlar, Erzurum Kongresinde genişletilmiş ve Türk Devletinin kuruluşuna temel olmuştur. Anadolu'nun savunması için hazırlık yapılması kararı alınmıştır.  Alınan bu kararlar İstanbul'daki Padişahı ve hükümeti ürkütmüştür. İşgal kuvvetleri Sivas Kongresinin yapılmasını engellemeye çalışmışlardır.

 

                Misak-ı Milli'nin yayımlanmasından sonra İngilizler Milli Hareket aleyhinde Anadolu'ya adamlar göndererek bazı gurupları harekete geçirmek istemişlerdir. İstanbul 16 Mart 1920 tarihinde İngilizler tarafından yeniden işgal edilmiştir. Karakollara zorla girilerek Türk askerleri öldürülmüş, Harbiye Nazırının odası basılarak göğsüne silah dayanmış, bütün silahlara el konulmuş, sıkıyönetim ilan edilmiş, Meclis-i Mebusan basılarak seçilmiş milletvekillerinin büyük bölümü, asker, sivil memurları tutuklanarak Malta'ya sürülmüştür. İngiliz işgalini protesto ederek istifa eden hükümet yerine Ferit Paşa'ya hükümet kurdurulmuştur. Son Meclisi Mebusan 11 Nisan 1920'de Padişah Vahdettin tarafından kapatılmıştır.

 

                Anadolu'da Milli Mücadeleye muhalif hareketler 1919 yılı ortalarında belirtilerini göstermiş, 1920 yılında da çok tehlikeli boyutlar almıştır. Bu isyanların en önemlilerinden biri 1920'de Biga ve Gönen'de başlayan Anzavur İsyanıdır.

 

                İngiltere, Padişah ve Ferit Paşa hükümeti Anadolu'da geniş çapta karşı devrim hareketini başlatmış, etnik ve mezhep ayrılıklarından faydalanılarak iç savaş körüklenmiştir. Amaç, milli hareketi ezmektir. İngiltere Boğazların doğusunda iki tampon bölge oluşturmak istemektedir. Boğazları Doğuya karşı koruyacak şekilde Biga, Gönen çevresi ile Düzce Hendek'te iç isyanlar çıkarılmıştır.

 

                Birinci Anzavur Ayaklanması 01 Ekim-25 Kasım 1919 tarihleri arasında meydana gelmiştir. Bu isyanın Sivas Kongresi günlerinden başlayarak belirtileri görülmüştür.

 

                İşgalci devletlerden İngiltere İstanbul'da 17 Şubat- 31 mart tarihleri arasında hükümete beş nota vermiştir. İtilaf Devletleri Ege'de Kuva-yı Milliye cephesinin 3 km geriye alınmasını emretmesi üzerine İstanbul'daki hükümet istifa etmiştir. Yüksek Komiserler yeni hükümetten de Kuva-yı Milliye eylemlerinin resmen reddedilmesini ve kınanmasını istemeleri üzerine Salih Paşa Hükümeti, Kuva-yı Milliye'nin meşru hakların savunmasını yaptığını ileri sürerek istifa etmiştir. Sadrazamlığa Ferit Paşa getirilmiştir. Padişah ve Hükümet İngilizlerin elindedirler. İngilizlerin isteği ile 10 Nisanda Şeyhülislam, Millicileri eşkiya ilan eden ve öldürülmelerinin meşru ve farz sayılacağını belirten fetva vermiştir. İngilizler dinsel ve etnik olarak bölme ve parçalama politikası uygulamışlar, Musul'u işgal ettikleri andan başlayarak Kürt milliyetçiliğini teşvike koyulmuşlardır.

 

                 İstanbul'da kurulmuş olan İngiliz Muhipler Cemiyetinin asıl kuruluş amacı, Türkiye'de İngilizler lehinde bir hava yaratmak ve Amerikan taraftarlığına karşı İngiliz taraftarlığını yaymak ve benimsetmektir. Cemiyetin gizli amacı, Anadolu'da teşkilat yaparak isyan ve ihtilal çıkarmak, milli şuuru felce uğratmak, ecnebi müdahalesini kolaylaştırmaktır (Nutuk).

 

                İrtica harekatının teşvikçisi İngilizler olup bu harekatı yönetenlerin arasında Kürtçü ve İngilizlerin adamı olarak bilinen Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanı Nemrut Mustafa da vardır. Nemrut Mustafa, İstanbul'un İngilizler tarafından işgalinden sonra kurulan Birinci Divanı Harbi Örfi Başkanı olarak aralarında Mustafa Kemal, Halide Edip, Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir'in olduğu Milli Mücadele kahramanlarını idam cezasına çarptırmıştır. İngiliz Muhipler Cemiyeti kurucuları olan Sait Molla, Mustafa Paşa ve bazı Kürt ileri gelenleri, İngiliz mandası altında özerk Kürdistan kurulmasını istiyorlardı. Bu kişilerden daha önce Anzavur isyanına karışmış olan çete reisi Şah İsmail, İngiliz torpidosu ile Çanakkale'ye giderek İngilizlerden talimat almıştır.

 

                Başlangıçta Manyas'ta kalkışılan Anzavur Ayaklanması Susurluk, Gönen, Uluabat ve Bandırma'ya kadar yayılmıştır. Bu isyanlar İstanbul Hükümeti ile işgalci devletlerin Anadolu'daki milli harekata karşı giriştikleri son ölüm kalım mücadelesidir. Bu ayaklanmanın Konya Bozkır ayaklanması ile aynı tarihlere rastlaması tesadüf değildir. Anzavur ayaklanması programını Padişah ve İtilaf kuvvetlerinden almakta idi. Sarayla bağları olan emekli subay Ahmet Anzavur, hilafet ve saltanatı korumaktaydı. Anzavur giriştiği hareket hakkında Padişaha bilgi verilmesi isteği ile Dahili Nazırına telgraf çekebilmekteydi. Padişah emri ile 14.Kolordu bölgesinde Çanakkale Boğazının iki yakasındaki İngiliz ve Fransızların işgal bölgeleri ile buradaki silah depolarını güvenlik altına almak için ve Batı Anadolu kıyılarında Yunanlılara karşı savaşan milli direniş kuvvetlerini arkadan vurmak için Biga, Gönen, Manyas ve çevresindeki Çerkezler üzerinde nüfuzunu kullanması düşüncesi ile bu bölgeye gönderilmişti.

 

                Anzavur 2 Kasım 1919'da Susurluk'a, 12 Kasım 1919'da  Gönen'e girmiştir. Bu isyan Manyas, Ulubat, Kirmasti, Gönen taraflarını allak bullak etmiştir. Girdiği köy ve kasabalarda halkı meydanlara toplayarak askerliğin kalktığını, askerlerin başlarını alıp memleketlerine dönmelerini ya da kendisine katılmalarını, Kuva-yı Milliye'nin İttihat ve Terakki Eşkiyaları olduğunu, onları ortadan sileceğini ve Yunanlılara karşı durmaya Padişahın rızası olmadığını söylüyordu. Balıkesir'den Albay Kazım (Özalp) Bey ve Bursa'dan Bekir Sami Bey birliklerinden milli kuvvetler 15 Kasımda Anzavur'u Susurluk civarında çevirmeleri üzerine isyancılar ölü vererek sahadan çekilmiş, Balıkesir-Bandırma demiryolunun batısına geçmiştir.  Ancak 16-17 Kasımda Dereikebir'de yeniden çarpışmaya mecbur edilerek büsbütün perişan olmuştur. Birinci ayaklanma sonucu Anzavur'un yanında az sayıda kişi kalması ile ayaklanmanın bittiği kabul edilmiş, ancak bir süre sonra yeniden ayaklanma başlamış, uzun zaman büyük çarpışmalara ve tehlikelere yol açmıştır.

 

                 Kuvay-ı Milliyeyi parçalamak amacı ile Hürriyet ve İtilaf Fırkası, Askeri Nigehban Cemiyeti, Kızıl Hançerliler Cemiyeti, Boğazlardaki İngiliz egemenliğine güvenerek Cemiyet-i Ahmediye'yi kurmuşlardır. Askeri kısmı yönetenler, Kızıl Hançerliler Cemiyetine mensup bazı subayları Karabiga'ya göndererek halkı aldatmak, kışkırtmak gibi girişimlerde bulunmuşlardır. İngilizler bu cemiyete yardımda bulunmaktaydılar.

 

                1919 yılında Biga'ya genç bir öğretmen olarak atanan Uluğ İğdemir ayaklanma sırasında Biga'da öğretmenlik yapmaktadır ve yaşananları not etmiştir. 14 Şubat cumartesi günü ilçe merkezinde savaş gibi silahlar patlamış, halk telaş ile dışarıya fırlamıştır. 16 Şubat pazartesi günü ise sürekli silah sesleri gelmiş, kasabada telaş ve korku baş göstermiştir.

 

                16 Şubat 1920 günü Biga'da Asker Kışlasının kurşunlanması ile başlayan ikinci Anzavur  ayaklanmasında kasabada silah sesleri ve  gürültüler artmış, isyancılar tarafından jandarmaya teslim olunması çağrıları yapılmıştır. Hapishanenin kapısı kırılarak mahkumlar dışarıya çıkarılmış, okullar tatil edilmiştir. Hükümet konağı yağma edilmiştir. At üzerinde bir kişi tarafından halka,  "Padişahım çok yaşa" diyerek üç kez bağırtılmıştır. Jandarma Komutanı şehit edilmiş, kasabaya gelen Ahmet Anzavur, hükümet meydanında "Kuva-yı Milliye'nin kökünü keseceğiz " diye nutuk atmıştır.

 

                İsyancılar halktan Kuva-yı Milliye Komutanı Hamdi Bey ile Rıza Bey ve maiyetlerinin nerede olduğunun haber verilmesini, Kuvay-ı Milliye'den olanların teslim edilmesini istemiştir. Kuva-yı Milliye'den olanlar katledilmiştir. Müslüman olanın, dinini, Muhammed'ini sevenin eli silah tutanın toplanması istenmiştir. Kasabada gezinen silahlı adamlar halk arasında korku yaratmışlardır. Kuvay-ı Milliye Komutanı Akbaş Kahramanı Hamdi Bey isyancılar tarafından şehit edilmiştir. Dükkanlar açılmamış,  halktan bazı kişiler kasabayı terk etmişlerdir. Kasabaya gelen iki İngiliz, isyancılardan yana olan iki kişiyi yanlarına alarak kasabadan ayrılmışlardır. Anzavur dışarıdan kuvvet gelmesi durumunda kasabayı yakacağını söylemektedir. Kendisinin Biga'ya Kuva-yı Milliye Teşkilatını icraya memur olan Hamdi Beyin halka karşı hunharca ve kanuni olmayan davranışının kaldırılması için geldiğini, bunu başardığını, şeriat-i Muhammedi dairesinde hukuk temin edildiğini duyurmuştur. 27 Şubat tarihinde İstanbul'dan kasabaya ulaşan gazetelerde ise, Anzavur isyanından gerçek dışı diye söz edilmektedir. Anzavur halk arasında ilgi görmemesi üzerine Biga'dan ayrılmıştır.

 

                Kasaba eşkiyanın elinde iken hükümet memurlarının hiç biri görevleri başında değildir.  Anzavur Biga'da iken yanında olanlar Anzavur' un aleyhine konuşmaya başlamışlardır. İngiliz işareti ile hareket eden isyancılar kanunların pençesinden korkmaktadırlar. 4 Mart günü kasabaya Jandarma Komutanının 30 süvari ile gelmesi ile halk biraz rahatlamıştır. Kasabaya inceleme için gelen Tahkikat Heyet Başkanı, Dahiliye Nazırının hiçbir şey yapılmayacağını söylediğini, halkın müsterih olması gerektiğini söylemiştir. İstanbul Hükümeti, Tahkikat Heyetinin meşgül edilmemesi için Biga üzerine kuvvet gönderilmemesini emretmiştir.

 

                İsyancılar silahlı adamları ile müsademeye hazır durumda olup halk geceleri korku içinde geçirmektedir, sokaklar bomboştur. Kasabadan İstanbul'a fazla göç yapılması sebebi ile göçlere yasaklama getirilir. Anzavur'un Biga'yı basacağı söylentisi sebebi ile herkes kaçmakta, dükkanlar kapanmaktadır.  Jandarma Komutanı maiyetini alarak çekilmiştir. Anzavur'un yanında İngiliz ve Fransız askerleri olduğu söylenmektedir. Kaymakam kendisine getirilen zarftaki kağıtta Jandarma Komutanının maiyeti ile birlikte çekilmesi isteğinin kendisi tarafından komutana iletildiğini ve jandarmanın çekildiğini belirterek halka, Anzavur'a telgraf çekeceğini bildirmiştir. Anzavur komutanın çekilmemesi durumunda Biga'yı basacağını bildirmiştir.

 

                Bu sırada Meclis-i Mebusan fesh olunmuş, Kuvay-ı Milliyenin tenkili (uzaklaştırılması) için fetva beyannamesi yayınlanmıştır. Salih Paşa hükümetinin istifası ile yerine Ferit  Paşa geçmiş, Padişahın fetvası ile Kuvay-ı Milliye taraftarlarına ayrılmaları için 8 gün süre verilmiştir. Biga'da Anzavur'un emri ile asker toplanmaya başlanmıştır. Biga Kuvay-ı Muhammedi Merkez-i Umumisi Reisliği tarafından İstanbul'dan vapurla Karabiga'ya cephane ve diğer malzemenin gönderileceği ilan edilmiştir. Bandırma'nın Kuva-yı Milliyenin eline geçmiş olması, kasabadakileri telaşa düşürmüştür.

 

                Gönen halkının Anzavur çetesinden el aman diyerek silaha sarıldığı söylenmektedir. Kuvay-ı Milliye Reisi Ethem Bey’in telgraf ile üç gün içinde Kuva-yı Milliye’ye iltihak etmeleri aksi takdirde cebren iltihak ettirileceklerini bildirmesi ile kasabada telaş başlamıştır. Bandırma'ya az bir kuvvetle girmiş olan Kuvay-ı Milliye'yi halkın davet ettiği ve yardım ettiği söylenmektedir.

 

                Yenice'deki silah deposunu ele geçiren isyancılar Yenice'yi sarmışlardır. Depo koruyucuları Agonya bölgesine  çekilmeden önce müfreze komutanı Rıza Bey, silah ve cephanelerin isyancıların eline geçmemesi için depoyu dinamitle havaya uçurmuştur. Bandırma'daki 14.Kolordu Komutanlığı, Çanakkale'deki Jandarma taburunun işe el koymasını emretmiş ancak 14. Kolordunun bu isteğine İstanbul Hükümeti engel olmuştur. Padişah yanında olan bazı subaylar Anzavur çetesine katılmak üzere İstanbul'dan Biga'ya gönderilmiştir. İngilizlerin para yardımları devam etmektedir.

 

               İsyancılar Biga'dan topladıkları kuvvetler ile 1 Nisan 1920 tarihinde Gönen'e hareket etmişlerdir. Gönen'i işgal eden Anzavur, subayları şehit etmiş, 6 Nisan’da da Bandırma'ya doğru ilerlediği bildirilmiştir. Karacabey de Anzavur'un adamları tarafından işgal edilmiştir. Sadrazam Ferit Paşa kabinesinin desteklediği Gavur İmam ve Anzavur'un ilk hedefi Bursa idi. 9 Nisanda Ferit Paşa kabinesi Anzavur'a Mirimiranlık (sivil paşalık) vermiştir. İngilizler ile Ferit Paşa'nın milliyetçilere karşı tek güvendikleri tek kuvvet, Anzavur ve Gavur İmam kuvvetleridir. Sadrazam Ferit Paşa Anzavur ile övünmektedir. 14 Nisan'da Anzavur  Kirmasti'de ( Mustafakemalpaşa ), Gavur İmam ise Gönen ve Biga tarafındadır. 15 Nisanda Susurluk,  Kirmasti arasında Anzavur kuvvetleri ile karşılaşılarak çarpışılmış ve asiler tamamen dağıtılmışlardır. Anzavur çetesi Çerkez Ethem Kuvvetleri tarafından bozguna uğratılmıştır.  Anzavur da 56.Tümen tarafından müfreze gönderilmesi üzerine kaçmıştır.

 

                11 Nisan 1920'de Bursa civarında silahlı eşkiyalar türemiş olup Anadolu ve Rumeli elbirliği ve imanla çalışırken düşman tarafı, en etkili silah olan isyanları kışkırtmaktadır. Karacabey, Bandırma, Mustafakemalpaşa bölgelerini ele geçiren Anzavur Balıkesir ve Bursa'yı tehdit etmektedir. Anzavur muzaffer olarak gireceği Bursa'da Çinili Camide cuma namazını kılacağını ilan etmiştir.

 

                Ayaklanmanın genişlemesi, kanlı olayların, çarpışmanın devam etmesi üzerine Mustafa Kemal bildiri yayınlamış ve İtilaf devletlerinin İstanbul'u işgali ve ülkede tahrik ve tecavüzlere cüret edilmesi ile Anadolu ve Rumeli'de bir iman ve vicdan birliği ile feveran eden azmi milliye ihmal için düşmanların en önce girişmek istedikleri çarenin iç nifak olduğunu ve düşmanların emellerini gerçekleştirmek için oluşturdukları Ferit Paşa Hükümeti ile Anzavur'u teşvik ederek Gönen ve Biga havalisinde fesat çıkarmaya teşebbüs ettiklerini, Aydın cephesinde Yunanlıların taarruzlarının püskürtülmesi, Klikya bölgesinde tahliye edilmiş olması, Mersin Adana bölgesinde işgal kuvvetlerinin kamilen muhasara edildiği bir zamanda Anzavur'un Gönen havalisindeki teşebbüslerinin doğrudan doğruya Yunan çıkarlarına hizmet ve milli menfaatlere hiyanet olduğunu belirtmiş ve milli istiklal  ve vahdeti boğmak isteyen ya da çalışmayan bilumum memurlar hakkında cürmün derecesine göre her nevi cezaların uygulanması için görevlilere olağanüstü  yetki verildiği bildirilmiş, bu bildiri yurdun her yerinde halka kuvvet vermiş, komutanlara kılavuzluk etmiştir.

 

                Biga, 22 Nisan 1920'de Kuva-yı Milliye tarafından Anzavur çetelerinden kurtarılmıştır.   Anzavur  en son mayıs 1920' de İzmit Bölgesinde boy göstermiş ise de 20 mayısta Geyve'de yenilgiye uğratılmıştır.

 

                 Çanakkale ile mutasarraflık (il) olmakla ilgisi kesilen Biga'da Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyetinin şubesi açılmıştır. Ancak Haziran 1920 sonlarında Akhisar cephesinde Yunan saldırısı başlaması ile Milli Hükümet 30 Haziran 1920'de Biga'dan çekilmek zorunda kalmıştır.

 

                Batı Anadolu'nun en nazik bölgesinde çıkarılan 1. ve 2. Anzavur ayaklanmalarının bastırılmasının ardından 1.Düzce ayaklanması başlatılmıştır.

 

                Ülkenin düşman işgali altında olmasına karşı Kuva-yı Milliye hareketlerinin engellenmesi için işgal edilen İstanbul'daki işgal kuvvetleri ve özellikle İngilizlerin ve Padişah ve İstanbul hükümetinin desteği ile başlayan iç isyanların en önemlilerinden biri Anzavur İsyanıdır, geniş bir bölgeyi etkilemiştir. Gerici bir ayaklanma olan Anzavur isyanında kasabalar, köyler ele geçirilmiş, halktan asker toplanılmış, mallarına, hayvanlarına zorla el konulmuş, birçok Kuva-yı Millici subay ve asker şehit edilmiştir. İsyancılar Padişah adına, din adına savaştıklarını söylemişler, düşman ile işbirliği yapmışlardır. İşgalci İtilaf Devletleri Boğazlar Bölgesindeki silah depolarını güvenlik altına almak istiyorlardı. Dini, etnik ayrılıklar öne sürülerek isyanlar başlatılmış, isyan bölgelerindeki halk aylarca ve yıllarca isyancıların zulümlerine katlanmak zorunda kalmışlardır. Bir yanda da düşman işgali vardır. İsyancıların Yunan kuvvetleri ile birleşmeleri mümkün olması halinde Milli Mücadelenin tehlikeye girmesi durumu olabilecekti. Bu birleşme Milli Mücadeleyi etkileyebilir, Anadolu için ağır şartlar meydana gelebilirdi.

 

                Ülkede düşmana karşı oluşan Milli Mücadele ruhunu etkisiz hale getirmek için Biga Gönen Bölgesinde gerici Anzavur isyanı, ülkemizi işgal etmiş olan İtilaf Devletlerinden en başta İngilizler tarafından, Padişah ve İstanbul Hükümeti tarafından desteklenerek ülke için büyük bir tehlike arzetmiştir. Kendi ülkelerinde vatansız kalanların vatan yapma mücadelesi ( Miralay Bekir Sami Bey'in sözü) sonucu düşmanla birlikte, iç düşmanla da savaşılmak sureti ile Milli Mücadele kazanılmıştır. Bu topraklar ve bu günlerimiz için bedel ödeyenler olduğunu hiç unutmayalım. Ruhları şad olsun.

 

 

 

Ayşe  Bolat

                                 

1) Hamdi Bey, Kurtuluş Savaşı Kahramanı ve Kuva-yı Milliye önderlerinden Edremit Kaymakamı Köprülü Hamdi Bey, 26/ 27 ocak 1920 gecesi Gelibolu yakınında bulunan Fransızlara ait Akbaş cephaneliğini Kuva-yı  Milliye'den bir müfreze ile basmış ve buradaki muhimmat ve cephanenin Anadolu Yakasına, Lapseki'ye geçirerek  Kuva-yı Milliye güçlerine taşınmasını sağlayarak tarihe Akbaş Kahramanı olarak geçmiştir. Bu olay üzerine İngilizler Bandırma'ya 200 kişilik kuvvet çıkarmışlardır. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı, Akbaş Cephaneliği ve Köprülü Hamdi Bey başlıklı, Belge 239.

2) Biga Ayaklanması ve Anzavur Olayları, Uluğ İğdemir, Türk Tarih Kurumu Basımevi,1989.

3) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı, Anzavur İsyanı, Yrd. Doç.Dr. Orhan Hülagü.

4) Tek Adam,Şevket Süreyya Aydemir, Remzi Yay.1999.

5) Milli Kurtuluş Tarihi, Doğan Avcıoğlu, Tekin Yay. 1985.

6) Miralay Bekir Sami Günsav'ın Kurtuluş Savaşı Anıları, Muhittin Unal, Cem Yay.1994.

7) Atatürk Diyor ki, Kerrar Esat Atalay, Yeniçağ Gazetesi yazı dizisi, 2018.

8 )Çanakkale Yenice İlçesi Agonya Ovasında kurulu Hamdibey Beldesinin adını, Kuva-yı Milliye kurucularından olan Edremit Kaymakamı Hamdibey'den aldığını bu yazı sebebi ile öğrendim. Yenice'de görev yaptığım 1980-1984 yılları arasında defalarca işim gereği gittiğim ya da içinden geçtiğim Agonya Ovasında bulunan bu şirin beldenin Akbaş Kahramanı olarak tarihe geçen Hamdi Bey,  gerici isyanda Anzavur çeteleri tarafından hunharca şehit edilmiştir. Beldede kahraman Hamdi Bey için yapılan bir anıt vardır. Ruhu şad olsun.

 

 

 

 

               

.

 

 

               

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

               

               

 

               

.

               

 

 

               

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                

               

               

                 

               

               

 

 

 

 

                                

               

               

 

 

 

 

 

               

 

 



Bu yazı 191 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI