Bugun...

Ayşe BOLAT
MİRALAY BEKİR SAMİ BEY ve BATI ANADOLU'DA MİLLİ MÜCADELELE ÖRGÜTLENMESİ
Tarih: 19-05-2018 14:19:00 Güncelleme: 19-05-2018 14:19:00


            

 

 

 

 

                30 ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesinden sonra Anadolu'da ordular dağılmış, kadroları daralmış, subay ve memurların çoğu görevlerinden ayrılarak başka işlerle uğraşmaya başlamıştı. Savaşın sıkıntı ve güçlükleri ile karşılaşan Mehmetçikler köylerine dönmüşlerdi. Yurdun önemli yerleri İtilaf Devletlerince işgal edilmekteydi. Mütarekeye göre Anadolu'da bulunan silah teçhizatları İstanbul'a taşınmaktaydı. İmparatorluğun her yanında Türk askerleri silahlarıyla birlikte İngiliz birliklerine, istihbarat subaylarına teslim oluyorlar, silahsızlandırma sessizce yürütülüyordu. Askeri birliklerde firar olayları meydana geliyordu. Anadolu eşkiya yatağı olmuştu. Anadolu'nun çeşitli noktalarındaki yabancı subayların buyurgan ve zorbacı  tavırlarından cesaret alan gayri müslimlerin küstah tavırları ve bunlara Osmanlı Hükümetinin kayıtsızlığı dikkati çekmekteydi.

 

            Mondros Mütarekesine göre ordunun silah, cephane ve tüm malları İtilaf Devletlerinin kontröllerine bırakılacaktı. İzmir'in işgalinden önce 17. Kolordu Karargahı alaylarında yalnızca 4'er makinalı tüfek bırakılmıştı.  Kazım Karabekir Paşa'nın Kolordusu dışında diğer kolordular birer iskelet haline getirilmişlerdi.

 

                Yunanlılar tarafından işgal edileceği öğrenilen İzmir'de büyük bir miting yapılması İstanbul Hükümetini memnun etmemiş, vali ve kolordu komutanı değiştirilmişti. İzmir 15 mayıs 1919'da Yunan askerlerince işgal edilmiş; işgal sonucu şehirde milli heyetler kurulmuştur.

 

                Yunanlılar İzmir'in işgali ile yetinmeyerek Manisa ve Aydın'ı da işgal etmişler, işgal Akhisar, Nazilli, Tire ve Ödemiş'e kadar genişletilmişti. Ayvalık'a asker çıkarmaya teşebbüs etmişlerdi.  16 mayısta Mustafa Kemal Paşa maiyet erkanı ile birlikte fahri yaver ve  Ordu müfettişi olarak Bandırma vapuru ile Samsun'a doğru yola çıkmıştır.

 

                Miralay Bekir Sami Milli Mücadeleyi " Vatansız kalanların vatan yapma mücadelesi " olarak tanımlamıştır. Miralay Bekir Sami, Mustafa Kemal'in arkadaşları ile Samsun'a çıktığı günlerde Ege Bölgesinde direnişleri örgütlemek için yola çıkmıştır. Rauf Orbay, Bekir Sami Bey’e henüz elden gitmeyen vatanın kurtarılması gerektiğini söylemiş ve kendisinden Ege'de başsız kalan ordunun başına geçerek görev almasını teklif etmiştir.

 

                İzmir'in işgali günlerinde Miralay Bekir Sami İstanbul'da arkadaşları ile buluşarak ülke sorunlarını, memleketin kurtarılması çarelerini konuşuyorlardı. İzmir'in işgali, imparatorluğun parçalanarak yok edilmesi kararının ilk uygulaması olması sebebi ile bu hareketin fiilen durdurulması gerekiyordu. Türk vatanı imhaya doğru şekil almaktaydı. Miralay Bekir Sami ve arkadaşları, Ege'de meydana gelen durumun çok kritik bir duruma dönüştüğünü tespit etmişlerdi. Yunun işgalini durdurmak, silahlı bir savunma hattı oluşturmak, henüz elden gitmemiş olan vatanı kurtarmak gerekmekteydi. Mütareke şartları dışına çıkıldığında halkın silahlı savunmaya başvurmaktan kaçınmayacağının gösterilmesi gerekmekteydi. Bekir Sami Bey 20 mayıs 1919'da Harbiye Nezaretine giderek bakan Şevket Turgut Paşa dahil yetkililerle görüşmüş, "vatanın çıkarı neyi gerektiriyorsa onu yapması "  konusunda emir almıştır. Bekir Sami Bey, Harbiye Nezaretince 56.Tümen Komutanlığı ve 17.Kolordu Komutanlığına vekaleten atanmıştır.

 

                Bekir Sami Bey yola çıkmadan bir gün önce Karaköy Köprüsünde eski yaveri Yüzbaşı Selahattin Beyle karşılaşmış ve kendisine yeni görevini, yapmayı düşündüklerini açıklayarak kendisi ile gelip gelmeyeceğini sormuş, Yüzbaşı Selahattin de bu öneriyi tereddütsüz kabul etmiştir. (Bu döneme ait günlükler Yüzbaşı Selahattin tarafından günü gününe tutulmuştur.) Bu günlerde İstanbul'da Yunanlıların İzmir'i işgalinin protesto mitingleri yapılmaktaydı.

 

                Miralay Bekir Sami (Günsav ) Yüzbaşı Selahattin (Yurtoğlu) ile 21 mayıs 1919'da  Gülnihal  Vapuru ile Bandırma'ya gelmişlerdir. Bandırma'da Rum evleri Yunan bayrakları ile donatılmış, zafer takları kurulmuştu. Şehirde yaşayan Rum ve Ermeniler, Marmara Denizinden gelecek Yunan kuvvetlerini beklemekteydiler. Halktan bazı kişiler, İzmir işgalinden kaçan subaylar Bekir Sami Beyi ziyarete gelerek bilgi vermişlerdir. Bekir Sami Bey, huzuruna gelen şehirdeki Tümen Komutan vekiline burasının Türkiye olduğunu, tek bayrağın dalgalanabileceğini, Türk bayrağı dışında başka bir bayrak asılmasına ve saygı görmesine boyun eğmenin alçaklık olduğunu söylemiş, şehirdeki tüm Yunan bayraklarının kaldırılması, zafer taklarının yıkılması emrini vermiştir. Kaymakamdan da yapacağı konuşma için şehir eşrafı ile ileri gelenlerin hazır bulundurulmasını istemiş; aynı gün Bandırma halkının büyük sevinç  ve coşkusu ile indirilen Yunan bayrakları yerine Türk bayrakları çekilmiştir. Miralay Bekir Sami Bey, Çerkez Ethem Beyi göreve davet etmiş ve ağabeyi Reşit Beye, yöreden toplayabildiği atlıları ardından Manisa'ya göndermesi için haber göndermiştir.

 

                Bekir Sami Bey, Yüzbaşı Selahattin Bandırma'dan Manisa'ya gitmek üzere tren beklerken İzmir'den gelen trenden sivil olarak inen Miralay Kazım (Özalp) ve yanındaki kardeşi Fethi ile kendilerine katılmış; Karaosmanzade Hamdi Bey, öğretmen Vasıf (Çınar) Bey, Teğmen Faruk Efendi ile birlikte Manisa'ya gitmek üzere trenle yola çıkmışlardı. 23 Mayısta  Balıkesir'e geldiklerinde Manisa'nın işgal edildiğini öğrenirler.  Manisa'da tutuklanma ihtimalleri ortaya çıkar. Balıkesir'de Rum asıllı demiryolu memurları Yunan üniforması giymişlerdi. Yol boyunca her yerde Yunan bayrakları asılıydı. Bekir Sami Bey trenden Manisa Mevki Komutanlığına Manisa'daki silah ve cephanenin Salihli istikametine gönderilmeye başlanmasını, düşmanın yaklaşması halinde temas edilmeden tabur, makinalı tüfekler ve topların Salihli yönüne çekilmesi gereğini bildirmiş ve mesajlar iletilmek üzere Karaosmanzade Hamdi Beye verilmiştir. Zira Manisa alayda 40'tan fazla top, bol miktarda tüfek ve fişek olup bunlar ileride çok işe yarayacak malzemelerdi.

 

                24 Mayısta Akhisar'a vardıklarında her tarafta Yunan bayrakları asılıydı, terziler Yunan bayrağı dikmekteydiler. Miralay Bekir Sami, Akhisar'dan Ayvalık 172. Alay Komutanlığına eldeki silah ve mühimmatın korunması için telgraf çeker. Bergama'da Yunan işgali söylentisi sebebi ile silah ve mühimmatın halka dağıtılması talebine onay verir. Ayvalık Alay Komutanı Ali (Çetinkaya) ile Manisa Mevki Komutanından gereğinin yapılması ile ilgili olumlu cevaplar alınmıştır. Ülke çapında direniş için örgütlenme başlamıştır. Kurtuluş Savaşında mütareke ile dağıtılan ordunun yeni baştan kurulması için uğraşılacaktır. Batı Anadolu'da Kurtuluş Savaşına ordusuz başlandığının söylenmesi mümkündür.

 

                Bekir Sami Bey,  Yüzbaşı Selahattin, Miralay Kazım Bey ile kardeşi Fethi, Saruhanzadelerden Halit Paşa ve gönüllü birkaç siville, at ve öküz arabası ile geceleyin Akhisar'dan Manisa'nın Belen Köyüne doğru yola doğru yola çıkmışlardı. Belen Köyünde toplanan kuvvetlerle Yunanlılara baskın yapmayı ve İzmir'e hücum etmeyi düşünüyorlardı. Yolda Manisa'nın düşman tarafından işgal edildiği haberini alınca Halit Paşa ve adamları yanlarından ayrılır. Yolda kendilerini arayan eşkiya gurubu ile karşılaşırlar ancak eşkiya gurubunu atlatarak Akhisar'a dönerler. Miralay Kazım Bey kendilerinden ayrılarak İstanbul'a doğru yola çıkar. Miralay Bekir Sami Beyin yanında Yüzbaşı Selahattin ve Ödemiş'li bir kaç sivil dışında kimse kalmamıştır. Kendileri dönmeden Akhisar'a gelen Rauf Bey ( Orbay )burada bir şey yapılamayacağını görerek Aydın bölgesine gitmiştir. Umutsuzluk içinde olan Bekir Sami Bey, Yüzbaşı Selahattin'e serbest olmayı önermiş ancak Yüzbaşı Selahattin, sonuna kadar dava uğruna çalışacağını söylemiştir. Miralay Bekir Sami, Genelkurmay Başkanlığına telgrafla kasaba ve şehir yöneticilerinin halka yol göstermediklerini, milli heyecanı söndürmeye dönük olduklarını, Rumların tedhiş (terör) propagandalarına kayıtsız kaldıklarını bildirmiştir.

 

                 Gelen haberlere göre piyade taburu Salihli'ye doğru yola çıkmış, aslen Rum olan İngiltere temsilcisi, görevliler, bazı insanlar, top ve cephanelerin Manisa'dan çıkartılmasına engel olmuştur. Manisa'dan bir Yüzbaşı, binek hayvanları ve silahlı topçu  erleri ile  Akhisar'a gelmişlerdi. Akhisar Kaymakamı ile Jandarma Komutanı kasabadan kaçmışlardı. Kafile Marmara Kasabası ve Gediz üzerinden Salihli'ye ulaşmış; Marmara Kasabasına çekilen Yunan bayrağı indirilerek yerine törenle Türk bayrağını çekilmiştir. Yolda yöre halkının Rumların taşkınlıklarından rahatsız olduğunu öğrenirler.

 

                Salihli'de de Yunan bayrakları ve Yunan bayrakları ile donanmış taklarla karşılaşırlar. Manisa'dan gelen piyade taburunun iaşesi için para ve erzak olmaması sebebi ile derhal Alaşehir'e hareket emri verilir. Diğer yandan Ayvalık Alay Komutanı, Bekir Sami Beye İngiliz komutanın kendisi ile görüşme isteği olduğunu bildirmiştir. Yunanlılar Bayındır'a girmişlerdir. Bekir Sami Bey birliklere tek bir silah ve mermi bırakmadan Salihli ve Alaşehir'deki Kolordu Karargahına katılmalarını bildirir. İzmir ve civarının işgali yörede yaşayan halk üzerinde korku ve telaş meydana getirmişti. Harbiye Nazırlığı göç olayının engellenmesi için yerel tüm imkanların kullanılmasını bildirmiştir.

 

                Diğer yandan Yunanlılar henüz işgal etmedikleri şehirlerin adlarını değiştirmeye başlamışlardı. Birçok yerde Yunan bayrakları asılmıştı. Toplar ve silahların şehirlerden çıkarılmasına Rum olan İngiliz subayları engel oluyordu. Bazı şehirler çarpışmasız işgal edilmekteydi. Miralay Bekir Sami Bey hükümet tarafından bir hafta sonra İstanbul'a geri çağrılmış ancak bunu görmemezlikten gelerek ülke tamamen kurtuluncaya dek vuruşmaya devam karar almıştır.

 

                Bekir Sami Beyin çabalarının ilk etkisi görülmeye başlanmıştır. İlk olarak Manisa'da bir piyade taburu ile makinalı tüfek bölüğü ve topçu subayları Yunan işgalini kabül etmemiş,  silahlarını teslim etmeyerek doğuya doğru çekilmişlerdi. 29 Mayıs günü Ayvalık'a çıkan düşman, alayın silahla direnmesi sebebi ile şehri ele geçirememiştir. Ayvalık Mıntıka Komutanlığı işgalcilere karşı savunma ve karşı koyma tertibatı almış, şehre çıkarılmış olan Yunan askeri ile takviye edilmiş kuvvetlerle  çarpışma başlamış, işgalciler tarafında zayiatlar meydana getirilmiştir.

 

                31 Mayısta Ödemiş'te direnme eylemleri başlar. Sevr Antlaşması ile Yunanlılara verilen bölgede kalan Ödemiş'te Yunanlılara karşı koyma hazırlığı yapılmaktaydı. Bekir Sami Bey ve yanındakiler Alaşehir'den sonra 3 Haziranda Eşme'ye hareket ederler. Bu arada firar eden subaylar Alaşehir'de toplanmışlardır. Alaşehir'de camilere gelen dört hoca, camilerdeki vaazlarda Yunan ordusunun padişahın emri ile geldiğini söylemekteydiler.

 

                Eşme Müftüsü imzası ile Eşme'den bütün Anadolu müftülerine telgraflar çekilir. Gelen cevaplar umutları arttırmaktadır. Belediye Başkanı, vali, kaymakamlara, bucak müdürlerine, Anadolu'da çeşitli yerlerdeki tanınmış kişilere sürekli olarak mücadeleye çağrı yolunda acil bildiriler gönderiliyordu. Kula'da halktan silah ve gereçleri ile birlikte bin kişilik kuvvet çıkarılacağı konusunda söz alınmıştır.

 

                Balıkesir'deki Kolordu Komutanlığından Bergama'da Yunan taburunun imha edildiği, Dikili yakınlarında muharebenin devam ettiği, Kazım Beyin ( Özalp ) Tümen Komutanı olarak Bergama'da göreve başladığı ve Kuvayı Milliye Hareketinin siyasi durumu lehe çevirdiği bildirilir. Menemen'de Yunanlılar Bergama'da imha edilen taburlarının intikamını yağma ve halkı öldürmekle almaktaydılar.

 

                Diğer yandan Mustafa Kemal Paşa şifreli telgrafla ülke çapında örgütlenme çalışmalarının merkezileştirileceğini haber vermekteydi. Bütün Anadolu halkı istiklali için yekvücut olmuştu. Ege Bölgesinde kuvvetler Salihli'de toplanmaktaydı. Miralay Bekir Sami, 20 Haziran 1919'da asıl birliğine ulaşması için Kolordu Komutanlığınca emir verilerek Manisa yöresinde görevine son verilmesine çok üzülmüş ve emre uyarak 27 Haziran tarihinde Bursa'ya ulaşmıştır.

 

                Bursa Kolordu Komutanı Bekir Sami Beyden Uşak Mevki Kumandanlığı, 23.06.1919 tarihli telgrafla İçişleri Bakanlığının telgrafı  ile  Mahalli ve Mülki yönetimlerce gönüllü kaydının kesinlikle yapılmayacağının bildirildiği belirtilerek bu yasaklama karşısında nasıl davranılacağının bildirilmesi sorulmuştur. Kula Mevki Komutanlığı Bekir Sami Beyin ayrılması ile kamuoyunun döndüğünü, firarların olduğunu, gönüllülerin dağıldığını, subay kalmadığını, gönüllülerin Salihli'de bir piyade tabur komutanının teşviki ile firar ettiğini, Alaşehir'de taburun tevkif edildiğini, idam edilen subaylar olduğunu ve Aydın'da Kuvayı Milliye'nin başırılı olduğu bildirilmiştir.

 

                 Mustafa Kemal 3.Ordu Müfettişi olarak askeri ve milli teşkilatların asla lağvedilmeyecekleri, komutanların görevlerini terk etmeyeceklerini, başkalarına devretmeyeceklerini, Yunan işgallerinin komutanlarca birbirine haber verileceğini, silah ve cephanenin hiç bir şekilde elden bırakılmayacağını bildirilmiştir. Amasya kararlarının nasıl uygulanacağı hususunda Bekir Sami Beye de görev verilmişti.

 

                Bursa Valiliği tarafından Bekir Sami Beyin İngiliz subaylara selam verilmemesi talimatı İngilizlere iletilerek Kuvayı Milliye çalışmalarına İngilizlerin engel olması istenmiştir.

 

                Amasya kararları ve Mustafa Kemal'den gelen talimattan sonra Ankara 20. Kolordu Komutanlığı fiili uygulamaya geçerek Kuvayı Milliyenin özel olarak teşviki, Müdafai Milliye ve Reddi İlhak Cemiyetlerinin çoğaltılması istenmiştir. Alaşehir'de halktan yardımın azalmaya başladığı, bir tabur komutanının erlerin kaçmasını teşvik ettiği, Fransız himayesini isteme doğrultusunda propagandalar yapıldığı Mevki Komutanlığınca Bekir Sami Beye bildirilmişti. Amasya Kararlarının nasıl uygulanacağı Ordu Müfettişliğince bildirilmiş, bunlar arasında İtilaf Devletlerinin isteği ile askeri birlik ve milli kuruluşların hiç bir şekilde lağvedilmeyeceği, yabancı kuvvet tecavüzü olduğunda askeri ve milis kuvvetlerin işbirliği yapacağı bildirilmiştir.

 

                Ödemiş'te Yunanlılara karşı mücadele devam etmekteydi. Sürülen Rum ve Ermenileri yeniden Bursa'ya getirmiş olan vali İsmail Gümülcineli Bursa'dan kaçmıştır. Aynı vali daha önce Fransız sömürge birliğini Bursa'ya özel olarak davet etmişti. İngilizler İstanbul Hükümetine Kuvayı Milliyenin dağıtılmasını önermekteydiler. Bekir Sami Bey, Harbiye Nazırlığı tarafından ikinci kez İstanbul'a çağrılır. Ankara 20.Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa şifreli telgrafla Bekir Sami Beye, Erzurum Kongresi karar ve beyannamelerinin millete ulaştırılmasının İstanbul Hükümeti tarafından engellenmeye çalışıldığını bildirmiştir.

 

                Ankara 20.Kolordu Komutanlığınca 27.8.1919 tarihli telgrafla, Aydın ve Bursa'da yapılan halk kongrelerinde Yunanlıların İzmir'den atılması kararı alındığı, Yunanlıları yönlendiren İngilizlerin Eskişehir, Kütahya, Afyon'a getirdikleri askeri birliklerden istifade ile Ege cephesine asker ve malzeme  sevkine engel olmayı, Aydın'ı yalnız bırakmayı planladıkları; Kuvayı Milliyenin oluşması ve yaşaması için her türlü tedbir alınması gerektiği bildirilmiştir. 20.Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa, 28.08.1919'da   Harbiye Nezareti tarafından görevden alınmış ancak Paşa, vekaletle görevlendirmeyi kabül etmeyerek asıl komutan gelene kadar vekaleten görevi yürüteceğini belirterek önceki emirlerin geçerli olduğunu  Bursa Kolordu Komutanlığına bildirmiştir. Ali Fuat Paşa Bekir Sami Beye, Sivas Kongresinin 5 Eylül 1919'da başladığını haber verir. İstanbul'da hükümet değişikliği olmuş, yeni Harbiye Nazırı, Bekir Sami Bey'den Bursa'ya gelmekte olan Fransız İrtibat subayı ile ilgilenmesini, geliş maksadının öğrenilerek bilgi verilmesini istemiştir.

 

                Bursa valiliğine atanan Kürt Mustafa Paşa'nın yaptığı toplantıda şehit düşen subaylar ve erler için söylemiş olduğu sözlerin askerler arasında infial yaratması sebebi ile Bekir Sami Bey validen  Bursa'yı  terk etmesini istemiş; vali terketmek istemeyince merkez komutanlığının vilayeti sarması ile vali vilayetten ve Bursa'dan ayrılmıştır. Bunun üzerine şehirde olumlu hava meydana gelmiş, yeni örgütlenme hareketleri olmuştur.

 

                Balıkesir'de Yunanlılara karşı Müdafai Milliye Teşkilatı, Bilecik, Afyon, Kütahya'da Kuvayı Milliye vardır. Mustafa Kemal Paşa 7.10.1919 tarihli telgrafla Bursa halkının vatanperver tavrından dolayı teşekkürlerini iletir. Kolordu Komutanlığınca Karesi (Balıkesir) de kuvvetli Teşkilatı Milliye olduğu ve Sivas  Kongresi kararlarına bağlı olduğu bildirilmiştir.

 

                Heyeti Temsiliye adına Mustafa Kemal 08.10.1919 tarihli telgrafla, İstanbul Hükümetinin  yanlışlıkları sonucu yaşanan tüm olumsuzluklara karşı ülkenin hukukunun korunması, milletin mevcudiyeti devamının sağlanması için ulusal bir meclisini toplanmasının şart olduğu bildirilir. Umumi Kongre, ordu ve milletin seçime davet edilmesinin hayati önemi olan milli bir görev sayıldığı belirtilerek seçim yapılarak sonuçlandırılmasını istemiştir.

 

                Bir süredir irtibat kurulmayan İstanbul Hükümeti Harbiye Nazırından alınan şifreli gizli telgraf ile Kuvayı Milliye cemiyetlerinin milletin bünyesinden ihtiyaca binaen doğduğu, ittihatçılık ile ilgisi olmadığı bildirilmekte ve karşılaşılan yabancılar ile itilaf subaylarına karşı uygun bir dilde telkinde bulunulması tavsiye edilmekteydi.

 

                Bölgede bazı çete olayları meydana gelmekteydi. Jandarma kuvvetinin zayıflığı ve güvenilir olmaması, yöredeki etnik çeşitlilik, paralı propagandacılar, parasızlık sebebi ile uzun süre subayların asayiş sebebi ile görevlendirildikleri başka yerlere gidememeleri, paralarının ödenmemesi asayişin bozuk olma sebepleriydi.

 

                Emekli binbaşı Damat Ferit'in yakın adamı olan Ahmet Anzavur Ekim 1919 sonlarında Manyas Gönen bölgesine gelerek Bursa  Balıkesir bölgesindeki Kuvayı Milliye asayişsizliklerini ortadan kaldırmak için ortayı çıkmıştır. Balıkesir Kuvayı Milliye Komutanlığı, padişah adına hareket ettiğini ifade eden Anzavur ve adamlarının Kuvayı Milliye devre dışı kalıncaya kadar önde gelenleri yakalayıp yönetime el koyacaklarını haber vermişti. Anzavur yöre halkını özellikle Çerkezleri Kuvayı Milliyeye karşı eyleme yöneltme girişimindedir. Sözde hilafeti korumak için propaganda yapmaktaydılar. Aynı zamanda Yunanlılarda hareketlenme olup faaliyetlerini arttırmışlardı. 3 Kasım 1919'da Bandırma'da Ermeni Murahhası ve Fransız mümessili Rum ve Ermenileri kilisede toplamışlardı.

 

                İstanbul civarında İngilizlerin 31.000, Fransızların 33.000, Yunanlıların 1150 askeri ve ayrıca top, makineli tüfek, tank, tayyare ve zırhlısı ile 4000 İtalyan neferi vardır. Yunanlılar Ödemiş cephesini 25 bin kişiye çıkarmışlardır.

 

                İtilaf Devletlerinin baskı ve müdahalelerine dayanamayan İstanbul Hükümeti 3 Mart 1920'de istifa eder. İngilizlerle işbirliği halinde olan cemiyet,  İstanbul'da düşürülen hükümetin yerine Damat Ferit Paşa'yı sadrazam yapmak, Meclisi Mebusanı feshetmek, Kuvayı Milliyeyi dağıtmak istemekteydi. Bu cemiyet hükümete yapılan baskılar ile Anzavur ayaklanmasının da içinde idi. İstanbul'da İngilizlerin yardımı ile hazırlanan beynel İslam bir şurayı hilafet teşkil edilmek istenmekteydi. Kabine İtilaf temsilcileri notalarına red cevabı vererek Meclisi Mebusan önünde istifa eder. Kabine başkanı olarak itilafçılardan olan bir kişi atanmak istenmekte olup bu kişinin kabinenin istifasında ve Anzavur isyanında  etkisi vardır.

 

                16 Mart 1920'de İngilizler, Şehzadebaşı Askeri Karakolunu gece yarısı işgal ederek askerleri şehit etmiş ve yaralamışlar; Tophane ve Harbiye Telgrafhanesini, Harbiye Nezaretini işgal etmişlerdir. Bunun üzerine Mustafa Kemal ve arkadaşları Meclis üyelerini Ankara'ya davet eder. İstanbul'daki Harbiye Nezareti tarafından ordunun İstanbul Hükümetini tanıması talebi, Ankara'daki Heyeti Temsiliye tarafından kabul edilmemiş, Bursa Telgrafhanesi İstanbul aramalarına cevap vermemiştir. Heyeti Temsiliye, Geyve Boğazındaki demiryolunun tahribi ile ulaşımın engellenmesine, bu bölgede olan düşman askerlerinin silahlarının alınmasına, Anadolu'daki İtilaf Devletlerinin mümessil, subay ve diğer kişilerin tutuklanmasına karar vermiştir. Anadolu'daki harekat Mustafa Kemal tarafından yönetilmektedir. İstanbul'un işgali üzerine bazı mebuslar kaçarak Anadolu'ya ulaşırlar.  İngilizler, İstanbul Hükümetine nota vererek Anadolu'daki ( Lefke) birlikler tarafından verilen ültimatomdan İstanbul Hükümetinin sorumlu olacağını bildirmişlerdir.

 

                Gönen, Biga, Bandırma, Bursa bölgelerinde gerici Anzavur ve Gavur İmam saldırıları devam etmektedir. Bazı bölgelerde yer yer Kuvayı Milliye aleyhtarlığı vardır. İşgale karşı Anadolu, Rumeli elbirliği ile bağımsızlık için savaşırken düşman iç isyanları kışkırtmaktaydı. Bursa civarında silahlı eşkiyalar türemişti. Heyeti Temsiliye adına Mustafa Kemal Komutanlıklara kargaşalıkların önlenmesi için olağanüstü yetki vermiştir.

 

                Bekir Sami Beye 12 Nisan 1920'de Mustafa Kemal ve Ali Fuat Paşa tarafından paşalığa terfisi önerilmiş ise de Bekir Sami Bey, bu teklifi kabul etmemiştir. Bursa civarında asilerle çarpışmalar devam etmektedir. İstanbul'da  Damat Ferit Hükümeti Kuvayı Milliye ile ilgili subayları görevden almakta, emekli ve ihraç etmektedir. 23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM açılmıştır.   

                Bekir Sami Bey Bursa'daki askerin mevcut durumunu, Anzavur tehdidini Heyeti Temsiliyeye bildirmiş, para ve Anadolu Kuvayı Milliyesine mensup büyük bir güçle takviye edilmediği takdirde şehrin yaklaşan tehlikelere karşı korunamayacağına dair endişelerini iletmiştir. Damat Ferit hükümeti tarafından gönderilen subayların Kuvayı Milliyeye sızacakları, halkı kandırmaya çalışacakları haberleri alınmaktaydı. Ankara'daki TBMM kararları ile Ferit Paşa Hükümetince öngörülen sulh şartları birbirinin aksi olup TBMM bu şartları kabül etmemeye karar vermiştir. Savaş hazırlıkları başlatılır.

 

                Meclisi Mebusan'ın dağılmasından sonra Bursa üzerinden Anadolu'ya geçişler artmıştır. İzmir'in işgalinden sonra tamamen yok olmuş askeri birlikler önemli ölçüde toparlanmıştır. İngilizlerin Mudanya'ya asker çıkarmaları üzerine nizamiye ve milis kuvvetleri Mudanya'ya yola çıkarılmış, karaya asker çıkarılması sırasında çarpışma olmuş ve İngiliz gemileri daha sonra Gemlik'e gitmiş ancak tertibat alınmış olması sebebi ile filikalardaki İngiliz askerleri oldukları yerde kalmışlardır. Yalova'ya yönelen İngilizler kendilerine vatanın kurtuluşu ve selameti için milletçe silahlanıldığı hatırlatılınca torpidolarına geri dönmüşlerdir.

 

                İngilizler ve Yunanlılar asker sayılarını arttırarak Marmara sahillerindeki iskelelere asker çıkarmak için hazırlık yapmaktadırlar. Birliklerin bir araya toplanması yapılırken Anzavur çetesi başkaldırma hazırlığı içindedir. İngilizler 2 Temmuz 1920 sabahı Bandırma ve Erdek'i işgal etmişlerdi.  Anzavurcuların yeniden harekete geçebilecekleri sebebi ile Bursa'nın askeri birliğe ihtiyacı vardır. Basında Yunanistan'ın önemli yığınak yaptığı, karşısında savaş kabiliyeti olmayan Türk ordusu olduğu, fiili çarpışmaya giremeyeceği haberlerinin yer alması üzerine Bekir Sami Bey, Genel Kurmay Başkanlığına Yunanlıların Bursa'yı zapt edebileceklerini bildirmiş ve çok acele gerilla savaşlarına başlanması gereğini iletmiştir.

 

                6 Temmuzda düşman deniz yolu ile Mudanya'ya gelmiş, Mudanya ve Gemlik işgal edilmiştir. Düşmanın çok yakınına gelmesi ile Bursa Kuvayı Milliye ve düzenli birlikler tarafından boşaltılmıştır. Eskişehir istikametinin daha önemli olması sebebi ile kuvvetlerin çoğu bu tarafta toplanmıştır. Bursa 8 Temmuz 1920 tarihinde düşman tarafından işgal edilir. Askeri okul dahil malzemeler daha önce Bursa dışına çıkartılarak Eskişehir'e sevkedilmiş; Bursa'da Kolordu Komutanı Bekir Sami Bey, yaver Yüzbaşı Selahattin ve emir subayı Behçet kalmışlardı. Şehirde büyük panik meydana gelmişti. Bekir Sami Bey şehrin terk edilmesi emrini vererek şehirden ayrılmıştır.

 

                TBMM  kararı üzerine Bakanlar Kurulu tarafından Miralay Bekir Sami Beyin görevine son verilmiştir. Bursa'nın işgali sebebi ile ülke çapında büyük tepki meydana gelmiştir. 30 bin düşman askeri karşısında 4-5 bin asker vardı. Düşman Damat Ferit Hükümeti ile ittifak ederek kazanmıştır.

 

                Bekir Sami Bey İsmet İnönü' nün deyimi ile Kafkas dağlarında, Irak sahralarında Osmanlı kahramanlığı yaşatmış bir askerdir. Milli Mücadelede de mütarekeden sonra Anadolu'ya geçerek düşman zülmüne karşı ilk isyan bayrağını açmış, İzmir cephesini oluşturmuştur. Mustafa Kemal'in işgalden önce Bursa'yı terketmesi emri vermesine rağmen Bursa'yı terketmemiştir. TBMM'de bu tartışmalar yaşandığı tarihlerde İstanbul Hükümeti ise Sevr Antlaşmasını onaylama çalışmaları içindedir.

 

                Miralay Bekir Sami Bey kendi deyimi ile vatanın kurtarılması kavgasında pasif bırakılarak çok ağır manevi cezaya çarptırılmıştır. İzmir'in işgali ile birlikte yok edilmek istenen istiklal ve ulusal mevcudiyetin korunabilmesi, Batı Anadolu'da mukavemet örgütlerinin kurulması ile mümkün olacaktır. Miralay Bekir Sami Bey kendisine önerilen görevleri kabul etmeyerek 9 Temmuz 1924'te emekli olarak askerlik yaşamını sona erdirir. 9 Eylül 1934 tarihinde de vefat etmiştir ve cenazesi son çalıştığı DDY tarafından kaldırılmıştır.

 

                12 Nisan 1920 tarihinde Ali Fuat Paşa tarafından Mustafa Kemal ile birlikte Bekir Sami Beyin paşalığa  terfisine karar verdikleri ve teklifin meclise arzedileceği bildirilir. Ancak Bekir Sami Bey 13 Nisan tarihli telgraf ile düşüncelerine minnet ve şükranlarını sunmuş; " Bugün Osmanlı İmparatorluğu musalla taşına yatırılmış bir durumdadır. Böyle bir anda terfi etmeyi, musalla taşında miras taksiminden pay alma gibi çok ağır ve acı telakki ediyorum. Bu alaka ve taltiflerini, memleketin kurtuluş ve zaferine şahit olduğumuz güne bırakılmasını arz ve niyaz ederim." diye yazmıştır. Milletvekilliği teklifini dahi kabul etmemiştir.

 

                Miralay Bekir Sami Bey, Batı cephesinde Kuvayı Milliyeyi örgütleyen üç albaydan biridir. Irak ve Kafkas cephelerinde savaşmıştır. Irak cephesinde I.Felahiye  zaferini kazanmış, Türk askerlik tarihine armağan etmiştir. Bu savaşta yaralandığı halde askerlerinin başından ayrılmamıştır. Bir kaç misli kuvvetle saldıran düşman taraf komutanı, Bekir Sami Beyin önünde 3 günlük mütareke için yalvarmıştır. İzmir'in işgali ile yalnız başına düşmana karşı halk arasında mukavemet kurmak için yola çıkmış, Mustafa Kemal Paşa'nın tuttuğu yola koyulan ilk mücahitlerden olmuştur.

                 

                Miralay Bekir Sami Günsav, Bandırma Haydar Köyü (halen Manyas'a bağlı ) doğumlu olup Kafkas kökenli Çerkez bir aileye mensuptur. Doğduğu köyde halen adını taşıyan ilköğretim okulu vardır. Batı Anadolu'da yapmış olduğu kararlı mücadelesi sebebi ile ülkemizin düşmandan kurtuluşuna büyük katkıları olmuştur. "Vatanlarında,  vatansız kalanların vatan yapma mücadelesi verenlerdendir". Büyük kahraman Miralay Bekir Sami Bey ve tüm kahramanlarımızın ruhları şad olsun. Onların yapmış oldukları büyük  kahramanlık ve mücadele sebebi ile kendilerine minnettarız. Bu büyük vatan evladını unutmamalıyız. Saygı ve minnetle anıyoruz.

 

 

 AYŞE  BOLAT

 

Yararlanılan eserler :

Miralay Bekir Sami Günsav'ın Kurtuluş Savaşı Anıları - Muhittin Ünal (1994 )

Yüzbaşı Selahattin'in Romanı (2 cilt) - İlhan Selçuk ( 1994 )

Milli Kurtuluş Tarihi (I.cilt )- Doğan Avcıoğlu ( 1985 )

Anadolu İnkilabı (Milli Mücadele Anıları)- Miralay Mehmet Arif Bey ( 1987)

Tek Adam (II.cilt) -Şevket Süreyya Aydemir ( 1999 )

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Bu yazı 680 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI