Bugun...

Bahar TOLUNAY ÇİFTARSLAN
SEYEHAT DİZİSİ – KIBRIS / 2. ANLATIM.
Tarih: 24-05-2017 09:49:00 Güncelleme: 24-05-2017 09:50:00


 

 

 

 

 

 

CASİNO (15.03.2017 devamı )

 

 

1.anlatımda yazdığım Kıbrıs’ın tarihçesi ve durumu canınızı sıkmıştır mutlaka…

Ama çocukluğumdan anımsadığım 1963 katliamını hiç unutamıyorum manen çok yaralanmıştık.

 

1974 ise geceleri camlarımıza karatmalar yaptığımız Türkiye’ye yapılabilecek karşı saldırı korkumuz da az değildi.

 

Yani Kıbrıs sadece şu an kumarhane turizm ile neşeli bir yer gibi algılansa da geçmişi de anımsayalım istedim.

 

Evett… Gelelim uçaktan inişimize.

 

 Ercan  Hava Limanı bayağı küçük.  O nedenle girişi çıkışı hayli kolay. Sadece nüfus kağıdınızı gösterip karşılığında aldığınız kimlik belgesiyle geçiyor ve onu kullanıyorsunuz adada. Pasaporta gerek yok. Hatta yanlış değilse, pasaport gösterirseniz damgalanınca Yunanistan’a gitmek istediğinizde sorun çıkabiliyor.

 

En iyisi TC kimliğini kullanmak.

 

Kontrollerden sonra valizlerin geçtiği banttan eşyalarımızı aldık, çabucak dışarı çıktık. Bizi oğlum gelinim ve arkadaşları karşıladı. Üç araba birden gelmişler.

Kıbrıs’ın önemli bir özelliği toplu taşıma yok gibi, herkesin kendi arabası var. Taksi bulabilirsiniz. Hem de çoğu Mercedes ve konforlu.

 

Ancak direksiyon sağda, İngiltere’nin egemenlik yıllarından kalma, alışmak zor.

Hele öne oturacaksanız şoförün kapısına asılmaktan kurtaramıyorsunuz kendinizi, hayli komik duruma düşüyorsunuz. Ayrıca trafik seyrederken solama yerine sağlamalarda yüreğiniz ağzınıza gelebiliyor. Yollar tenha neyse…

 

Yirmi beş dakikalık yolculukla Lefkoşa vardık. Başkent burası. Tüm resmi binalar burada. Bakanlıklar, belediye, banka merkezleri. Ama hepsi alçakgönüllü yapılar. Çocuklar söylemese anlamayacağız. Hiç şaşaa yok, hepsi sade ve az katlı.

 

Düz ayak diye adlandırdığımız cinsten düz, yürümesi kolay, sade, huzurlu, ağaçlıklı yüksek olmayan binaların yer aldığı havadar ve sakin bir kent.

Aynı Avrupa kuralları geçerli. Kaldırımda beklerken bile araçlar zınk diye durup size yol veriyor.

 

Hiçbir yerde kuyruk itişme kakışma görmedik.Suç oranı çok düşükmüş.

 

Nihayet otele vardık. Otel umduğumuzdan güzeldi. Şüphemiz internetten tatil sepetinden ve uygun fiyatı idi ama endişeye gerek yokmuş. Neyse, hemen eşyaları odalara koyduk. Sabahtan beri süren yol yormuştu. Hemen yerleştik ve çocukların eve çağrı ısrarlarını bastırdık. En yakın yerde olan ama yürümek istemediğimiz için otelin parkında hazır bekleyen Mercedes taksiye atladık.

Oğlumun önerdiği kebapçıya gittik. En çok fındık lahmacunu beğendik. Meğer adana kebap yememiz gerekiyormuş.

 

Otele döndük ama kumarhane merakı var ya, görmeden olmaz.

 

Kumarhane, çok  büyük  iki katlı bir salon.  Canlı ruletler, makine oyunları, makinelerde şekilli oyunlar, kağıt oyunları ne ararsan var. İçeride sigara serbest ama hiç duman yok, şaşarsınız. Duyduğuma göre oyuncular dinç kalsın oyuna devam etsin diye salona ara ara oksijen veriyorlarmış. Pes dedim.

 

Ben hariç ailemin diğer fertleri meraklandılar ama nasıl oynayacaklarını bilmiyorlar. Ben elinde post makinesi gibi bir alet ve kalem taşıyan papyonlu görevliyi çağırdım. Acemilerle uğraşmak pek hoşuna gitmediyse de kibarca ilgilendi.

 

Kurpiyerler güzel kızlardan seçilmiş, ama forma diyebileceğim bir örnek kıyafetler giymişler gayet bakımlılar. Erkek çalışanlar da öyle. Bir de bakımcılar diyeceğim hizmetliler var onlar da aşçı yamağı gibi giyinmişler, devamlı bardak çanak toplayıp ellerinde bez toz alıyorlar yerleri temizliyorlar ama çok sessiz iş görüyorlar.

 

Bizimkiler en az rakam olan 5 Euro ile makinelere oturdular. 5 Euro ne kadar ki çabucak bitiyor. Parayı daha girişe gösterirken makine hop diye mıknatıs gibi çekip alıyor. Ama Allahları var, oyun bittiğinde 2 TL niz kalsa görevli beyler ellerindeki alete kaydedip gişeye gidip ayağınıza teslime geliyorlar.

O kadar çok insan var ki şaşarsınız. Üstelik çoğu belli yaş üstü. Biz hafta içi oradaydık asıl hafta sonu daha kalabalık oluyormuş.

 

En komiği de daha sonra tanık olduk, içecek yiyecek istediğinizde ki hepsi bedava, dudaklarınızı birleştirip mucuk (öpücük ) sesi ile çağırıyorsunuz.

 

İlk hevesler alındı.

 

Uyku geldi ne mutlu kalkıp gidene deyip yattık.

 

Casino maceralarını ara ara yine diğer anlatımlar içinde sunacağım. Az da olsa casino ( kumarhanenin havalı adı)  kültüründen yoksun kalmadık…

 

 

 

YAKINDA GÖRÜŞME DİLEĞİYLE.

 



Bu yazı 870 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI