Bugun...

Bahar TOLUNAY ÇİFTARSLAN
SEYEHAT DİZİSİ – KIBRIS / 4. ANLATIM – GİRNE
Tarih: 13-06-2017 07:37:00 Güncelleme: 13-06-2017 07:37:00


 

 

 

 

 

 

 

Bu gün serbest günümüz. Ciddi işlerimizi halletmiş olmanın huzuru ile kendimizi ödüllendireceğiz. Yolculuk Girne’ye.

 

Gece geç yatıp biraz geç kalktık. Kahvaltı olmazsa olmazımız olduğundan hemen salonda yerimizi aldık. Nefis hellim peynirleri ve zengin yiyeceklerimizle iyi doyduk. Odaya çıktık, kahveleri orada yaptım. Cezvem ve kahvem hep yanımda benle gezer demiştim ya. En önemli bu gereği de yerine getirip lobiye indik. Çocuklar iki arabayla geldiler yola çıktık.

 

Lefkoşa- Girne arası yirmi beş dakika kadar, yol da güzel.

 

Girne deniz kenarında ve turizm ile casino ağırlıklı olduğundan cazibesi daha yüksek bir şehir. Tam bir tatil beldesi.

 

Girne’nin tarihi, adanın genel tarihi ile ayni. Ancak burada Girne Kalesi var.

 

   “Girne Kalesi, Kıbrıs'ın Girne şehrinde bulunan, 7.yy'da, Arap-İslam akınlarına karşı kentin korunması için Bizanslılar tarafından yapılmış kaledir. Kale yapılırken o dönemin savunma taktikleri zırhlı şövalye ve okçulara göre düşünüldüğünden, 1489'dan sonra kaleyi kontrole alan Venedikliler, Osmanlı topçu saldırılarını gözönüne alarak yeniden inşaya girişmişlerdir. Kuzeybatı ve güneydoğu kulelerini ekleyerek, önlemler almaya çalışmalarına rağmen, Lefkoşa'daki Osmanlı zaferinden sonra, kaleyi direniş göstermeden 1570 yılında Osmanlılara teslim etmişlerdir.” 

 

Arabaları Girne Kalesi yanındaki boş alana park ettik. Masmavi deniz ayaklarımızın dibindeydi. Kale, koya hakim bir yükseklikte olduğundan yanından aşağı doğru indik, bayağı yürüdük, lokanta ve kafelerin yer aldığı yola vardık.

 

Yol trafiğe kapalı, yayalara açık bir yol. Sağlı sollu uzanan lokanta ve kafeler çeşitli renk ve kumaşlardaki mefruşatı, değişik masa sandalyeleriyle cıvıl cıvıl.Henüz yaz sıcaklığı yok. Mart ayazı üşüttü bile bizleri. Ancak turistler hayli çıplaklar. Çorap yok. Sırtlarında ince hırka varsa da ayaklarında parmak arası terlik olan, şort giyen de var.

 

Dolaşanlar genelde altmış beş yaş civarında. Oturanlara baktım onlarda öyle. Ya bira patates ya deniz ürünleri ve şarap masalarda ama tenha. Gençler daha sıcakları seçiyorlar sanırım.

 

Biz şehrin içini gezmek istedik. En büyük caddesinden yukarıya yürüdük. Giysiciler, kuyumcular, çeşitli markalar, büfeler gördük. Fiyatlar Türkiye’ye göre hayli yüksekti. En ucuz şey alkollü içecekler. Yarı fiyatına da var, üçte bir fiyatına da. Et de ucuzmuş.

 

Adı Girne Kapısı olduğu için orada göreceğimizi umduğum bu kapının uzantılarını görürüz sandım ama yağmur nedeniyle dün gidemediğimiz kapı Lefkoşa surlarındaymış.

 

Kısaca:

“Girne Kapısı, Lefkoşa surlarında yer alan bir kapıKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan kapı; şehrin kuzeye, dolayısıyla Girne'ye ulaşımını sağlamaktaydı.[1] 1567 yılında inşa edilmiş olup, Venediklilerin yaptığı üç kapıdan biridir.[2] 1821 yılında Osmanlılar tarafından tadilattan geçirilmiştir. 1931 yılında her iki yanındaki surlar yıkılarak motorlu araçlar için yol açılmıştır. Günümüzde Lefkoşa Turizm Enformasyon Ofisi'ne ev sahipliği yapmaktadır.”

 

“Adada 1963-74 yılları arasında meydana gelen çatışmalar sonra, Rumların esir aldığı Türklerin getirilip serbest bırakıldığı yerlerden biri Girne Kapısı'ydı. “

 

Gezinti bitince yine kıyıya indik, deniz kenarına oturduk. Bira patates, çay ayran muhabbet derken saatler ilerlemişti. Bir güneş bir rüzgar havası bizi çarpmıştı. Sersemlemiştik anlayacağınız.

 

Akşama Lefkoşa’da oğlumun çok övdüğü,” bize öğlende bile hiçbir şey yemeğin akşama yiyecek çok bol gideceğimiz yerde “dediği MEYHANECİ adlı restauranta davetli olduğumuzdan dönüşe geçtik.

 

Otele gelir gelmez dinlenişe geçtik. Ama herkes çarpılmış havadan. Zor toparlanıp hazırlandık. Yemeğe gidiş saatimiz bir saate yakın gecikti.

 

Hadi bakalım, ünlü meyhaneci neymiş nasılmış görmek üzere otel parkındaki taksiye atlayıp, buluşmak üzere verilen adrese yollandık.

 

YAKINDA GÖRÜŞME DİLEĞİYLE

 



Bu yazı 186 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI