Bugun...

Nazan Çoker ÇİNKO
LÜTFEN, KORKMAYIN KADINLARDAN
Tarih: 31-03-2018 09:18:00 Güncelleme: 31-03-2018 09:18:00


 

 

 

 

                                    

’TBMM deki şehitleri anma gününde, sergilenecek gösteride Meclis Başkanı İsmail Kahraman kadın oyuncuların sahneye çıkmasını engelledi ve onları sahneden indirdi.’’( 30 Mart 2018 internet haberciliği )

Sayın İsmail Kahraman suçsuzdur arkadaşlar. Esas suçlu tarımın gelişmesi ile icat edilen saban’dır, evet yanlış duymadınız, saban’dır. İlkçağlardan günümüze kadar gelen bütün medeniyetleri ve gelişmelerini inceleyin, göreceksiniz.

İlkel çağlardan beri, mağara insanı devri devam ederken bile anaerkil süren yaşam, tarımın yaşamın ana kaynağını oluşturması ile sabanın keşfedilmesiyle tepetaklak olmuştur. Sabanı süren erkek, bu güne kadar kendisiyle beraber toprağı işleyen kadını itivermiştir bir kenara, yaşam ataerkil oluvermiştir.

Evet, KADINI SAHNEDEN İNDİREN Sayın İsmail Kahraman değil, bir çift SABAN olmuştur.

Öyle bir indirmiştir ki kadını sahnelerden, siz bu yazıyı okuyup bitireceğiniz sürede, dünyanın çeşitli yerlerinde 12 milyon kadın kocasından, abisinden, babasından ya da sevgilisinden dayak yiyecek, bunlardan 1 milyonu en az bir hafta bedenlerinde dayak izini taşıyacak, 10 bini izlerden hayat boyu kurtulamayacak ve de 120 si hayatını kaybedecektir. (alıntı)

Ö yle bir indirmişlerdir ki kadınları sahneden, sadece sahneden değil yaşam sahnesinden bile indirmeye sanki and içmişlerdir.

Yunan mitolojisinde kadının yaratılış öyküsü de çok hazindir aslında ve kadının çilesi bu öyküde gizlidir hatta. Tanrı Prometheus’un,  ateşi gizlice çalıp insanlara vermesine çok kızan Baş Tanrı Zeus çok sinirlenir ve ateşe kavuşan topluma bir ceza vermek ister. Erkeklerden oluşan bu toplumu cezalandırmak için bir kadın yaratılmasını emreder. Ve güzeller güzeli Pandora’yı yaratılır ve Zeus onu içi kötülüklerle dolu, felaketlerle dolu bir kutu ile yeryüzüne gönderir. Kutuyu açmaması tembihlenmesine rağmen, Pandora merakına yenilir. Kutuyu açar ve tüm kötülükleri yeryüzüne yayar. Hemen kapatır kutuyu ama geç kalmıştır bütün kötülükler dışarı çıkmıştır artık, tek bir şey, bir tek umut kalmıştır kutunun içinde.  Bu yüzden kadın ceza gibidir erkeklere, kötülükleri o yaymıştır toplumlara ve kadın ikinci sınıftır, sonradan yaratılmıştır zira. Ama unutmamalı ki UMUT hala KADINLARIN ELİNDEDİR ve Pandora’nın kutusunun içindedir.

İleri dönemlerde de, öyle değil midir? Din egemen toplumlarda yaradılışa dair  ‘’âdemin kaburga kemiğinden kadın yaratıldı’’ denmemiş midir?

İşte bu ikinci sınıf kadınlara reva görülenleri bir sıralasak sayfalar almaz, kitaplara sığmaz, hele ki yüreklere, hele ki yüreklere.

Mısırdaki kadınların 0/0 99,3 ü cinsel tacize mahrum kalıyor.

Suudi arabistanda tecavüz ve cinsel saldırı zina sayılıyor

Sudan’da kızların evlenme yaşı 10’ dur

Lübnan’ da tecavüz eden kişi, tecavüz ettiği kişi ile evlenebilmektedir.

Cibuti’ de kadınların yüzde 93’ü kadın sünnetine maruz kalmaktadır.

Bahreyn’ de 2 kadının tanıklığı bir erkeğe eşitlenmiştir

Ve diğerleri, diğerleri, diğerleri…

Yeri gelmiş mirastan mahrum edilmiş,

Yeri gelmiş toprağa gömülmüş,

Yeri gelmiş köle olmuş satılmış,

Başlık parası biçilmiş,

Bu öğretilerle gelinmiş modern çağlara hatta şu anlara.

 Din, gelenek, yaşam koşulları…

Her yerde engellemişler kadının gelişmesini de, beyninin gelişmesine ve zekâsının ilerlemesine engel olamamışlar. Çünkü yaratanın kadının ikinci sınıf olması gibi bir düşüncesi yoktur. O yarattığı kadını zekâdan mahrum bırakmamıştır. Bunu anladıkça erkek korkar olmuş kadından, ele geçirirse egemenliğimizi diye, başlamış fırsatını buldukça dövmeye ya da hapsetmiş evinin içine.

Adam gibi adam demiş de, kadın gibi kadın diyememiş.

Sanki suçlu gibi görmüş kadını, aslında suçlu kendisiymiş belki de, sahip olmakmış derdi, kadının bedenine.

Hep korunmak zorunda bırakmış kadını, eğitmemiş, okutmamış, uyandırmak istememiş.

 Bir de çiçek demiş ona. Çiçekleri sulamak lazım demiş, gönlünü almış.  Ama hani çiçekler açar ya, kadın çiçek açtığında koparıvermiş onu.

Güzel olmaya, bakımlı olmaya zorlamış. Kadının yaşlanmasını ve çirkinleşmesini elinden almış. Kendisi göbeğini bırakmış, kıllarını uzatmış.

Öyle güzel yerleşmiş ki sistem kadın kadının kurdu olmuş. Kızını ayıplarla, günahlarla, her an suç işleyecekmiş gibi yetiştirmiş, kendi çektiklerini unutarak.

Şimdi indiriyorlar ya tiyatro sahnesinden bile…

Bilinçaltı işte, korkuyorlar ataerkilliklerini kaptıracaklar diye,

Korkuyorlar kadın ve bedeninin kendilerini suça iteceğinden, günaha sokacağından korkuyorlar, kendilerine güvenemiyorlar.

Ne kadar korkutmuş kadın aslında, bir farkına varsa,

Ne kadar güçlüymüş aslında, gücünün doruğunda,

Ah bir de uyansa…

Meclis Başkanımız Sayın İsmail Kahramanı suçlamayın, o sadece alt tarafı bir sahneden indirmiş kadını, bilinçaltı korkularından,

Ama lütfen unutmayın esas suçlu kimdi kimdi?

Evet, evet, basit bir çift saban…

……………………………

’ Kadınlar ki yoklukları fark edilir olsa olsa

Kadınlar, bir yazma, bir renk, bir devinim…

Karıncalar kadar olağan…

Payları karıncalar kadar hayatta.

Göçerler, trenleri tanımadan.

Selvisiz ve söğütsüz bir ıssızda,

katar katar gece taşları .’’

 ………………………………….

(Şennur sezer)

 



Bu yazı 360 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI