Bugun...

Nazan Çoker ÇİNKO
2017' YE VEDA, KARIŞIK DUYGULARLA...
Tarih: 03-01-2018 13:57:00 Güncelleme: 03-01-2018 13:57:00


 

 

 

 

 

2017’ye veda karışık duygularla...

 

Yarın farklıdır bugünden,

 

Adı değişir hiç olmazsa.

 

Kara bir suyu

 

Geçiyoruz şimdilerde basaraktan yosunlu taşlara.

 

Sen bu günden yarına,

 

Birazcık umut sakla. /  M.Altınok

 

Nasıl da travmatik girmişiz, umutlarla bakmak istediğimiz yeni bir yıla,

 

Nasıl da korku içinde girmişiz, güzellikler getireceğine inandığımız 2017 yılına.

 

Hepimiz artık mutlu olacaktık, hepimiz artık daha çok kendimiz için yaşayacaktık, hepimiz daha çok sevdiklerimize zaman ayıracak, daha çok insanlara yardım edecek, daha çok çalışacak, çocuklarımıza daha iyi bir gelecek inşa edecektik. Daha çok, daha çok, daha çok.

 

Tam bunları düşünürken, tutuğumuz günlüğün sayfalarına umut sözcükleri yazarken, bombalar girivermiş yine hayatımıza, daha çıkmamışken hayatımızdan, bir önceki yıldan.

 

 1 Ocak'ta ,yeni bir yıla henüz girmişken, bütün umutların pembe olduğu bir gün de, tam da Türkiye’nin kalbinden, güzel İstanbul’un ciğerinden girivermiş hayatımıza, saçılan bedenler. 2 el bombası, 6 şarjör, 180 mermi ile. Ortaköy Reina’dan sıçramış kan damlaları günlüklerimize, umut, mutluluk sözcüklerinin üzerine.

 

Bu şekilde yeni bir yıla adım atan bir ülkenin evlatlarından sağlıklı bakış açıları, realist düşünceler, mantıklı kararlar, doğru seçimler beklenebilir miydi ki?

 

Travmatik olayların üzerlerindeki baskıyı analiz etmelerine fırsat vermeyen, istikrar istikrar diye bağıran devlet büyüklerinin çığlıklarından başka bir şey duymayan bir ülkenin evlatları, istikrardan başka ne isteyebilirdi ki, bombalar kucağında patlarken?

 

Bol güneşli, sımsıcak günlerin, yüz binlerce yıldızın göz kırpacağı aydınlık gecelerin beklendiği yeni bir yılda,

 

7 Şubat''ta KHK ile 330 akademisyenin görevine son verildi.

 

25 şubat'ta barış bildirisine imza attığı için görevine son verilen akademisyen M. Fatih Traş  adlı akademisyen intihar eti.

 

28 şubat'ta Fetö davasından sorgulanan Ordu ün .diş hekimliği fak.yardımcı doçent M.Sadık Akdağ intihar etti.

 

145 gazeteci ve medya çalışanı hala tutuklu bulunuyor ve güneşi ve de yüz binlerce yıldızı göremiyorlardı dört duvar arasında, hepsi de terörist ti, halkın hayır,hayır diye bağıran  % 49 ‘u gibi.

 

154 bin 694 kişi hakkında işlem yapılmış, 50 bin 136 kişi tutuklanmıştı, belki de hiçbiri fetö terör örgütü reisi ile fotoğraf çektiremeden, zira çok fotoğraf görmüştük  biz bu sırada, elele, kolkola, sağda, solda...

 

Açlık grevi yapan genç insanlar görülüyordu, Ankara’nın, bize güzel günler ve demokrasi  vaat eden devlet büyüklerimizin gözü önünde.

 

9 Mart'ta '' işimi geri istiyorum '' diyen iki eğitimci açlık grevine başladılar.

 

16 nisan 'da parlementer sistemi ,başkanlık sistemine çevirmek için referandum yapıldı.%51 evet, %49 hayır OY ORANI şaibeli bulunup, mühürsüz oy pusulaları gündeme damga vurdu.

 

%10 ile meclise gönderilen, 80 bin vatandaşın oyunu temsil eden bir parti lideri hala tutuklu bulunmaktaydı,öyküler yazmaktaydı hücresinde vatandaşlarına,

 

Sımsıcak güneşin hissedilmediği  duvarların arasında.

 

15 haziran'da ülkenin muhalefet lideri bile elinde pankart yola çıkmıştı adaleti aramak üzere,

 

Güvenli günlerin, çocuklarımızı  emanet edeceğimiz bir geleceğin hayalinin kurulduğu yeni bir yılda, ülkenin her bir yanından,

 

Mayıs'ta, Haziran'da, Eylül'de,Aralık'ta, yılın her ayında,

 

Dikili’den, Osmaniye’den, Elazığ’dan, Sincan’dan,45 çocuğa taciz davası ile ENSAR VAKIFLARINDAN, Süleymancıların yurtlarından, Kur’an Kurslarından, Giresun Erkek yatılı Hafızlık Kurslarından,

 

TACİZ olayları geliyordu manşet manşet gözümüzün önüne. Hiç duymadığımız kadar, hiç tahayyül bile edemeyeceğimiz oranda, minik bedenlere el uzatılıyordu.

 

Bombalarla travmatik günlere yol alan büyükler, travmatik bedenlerin oluşmasına göz yumuyorlardı sanki. Bir türlü sonu gelmiyordu, bitmiyordu çocuklarımıza uzanan eller. Denetlenemiyordu, önü kesilemiyordu? Neredeydi anneler, babalar? Neredeydi bu yurtları açanlar, neredeydi denetleyen mekanizmalar?

 

Bir söz ile değişen sınav sistemleri,19eylül'de cumhurbaşkanının bir sözü ile kaldırılan teog , eğitim müfredatlarının içeriklerinin değişmesi, dini değerlere  dayalı eğitime yol açılması, bilimden uzaklaşılması,

 

18 temmuz' da cihat kavramı resmen müfredat'a girmiş , 14 ocak'ta ise EVRİM teorisi müfredattan çıkarılmıştı.

 

2017 'nin ilk on ayında öldürülen kadın sayısı 339 idi.

 

24 aralık' ta Son çıkarılan KHK’ lar ile  sivil güçlere, milis kuvvetlere cezasızlık getirilmesi gibi korkutucu sonuçlara yol açabilecek kararlar,

 

15 Aralık'ta , Devlet adamlarının birbirine sarf ettiği seviyesiz sözler, meclisi  mahalle kahvelerinden beter hale getirmeleri,Mankafa, sen bittin sözleri…

 

29 Kasım'da Türkiye'de  rüşvet dağıttığını kabul eden, itirafları ile bildiğimiz konuları tekrar gündeme getiren Reza Zarrab davasının  magazin programı gibi izlenmeye başlanması, 28 şubat 2014'te  telefon kayıtlarında '' O... ile memura iş başında rüşvet verilir''  diyen Zarrab'ın ,ekonomi bakanı yani devletin memuru Çağlayan'a 50 MİLYON EURO rüşvet verdiğini itiraf etmesi

 

2017 yılında yaşadıklarımız bunlardı ve bu  yaşananlar  çok uzakta değil, yanı başımızda, sağımızda, solumuzda yaşanıyordu.

 

Yukarıdaki sergilenen  tablo,  yaşananların binde biri bile değildir,çekilen acıların, yaşanan hayal kırıklıklarının, dağılan yuvaların ne kadarını yansıtabiliriz ki bu satırlara.

 

Biz gelecekten korkmuyorduk  aslında, tüm yaşananlara rağmen,

 

 ama geleceklerinden korkanlardan korkuyorduk.

 

Gelecekten korkan, hep travmayla yaşatılan insanların,  güzel sözlere, pinokyanınkilerden bile daha çok söylenen, güzel ama yalan sözlere inanmalarından korkuyorduk. Çünkü ne kadar çok yalan söylenirse, aralarından doğruyu ayıklayabilmek o kadar zorlaşacaktı.

 

Yukarıda sergilenen tablo bizim eserimizdi, hepimizin, yalanlara inanan veya inanmayan.

 

Bizi bırakıp gidecek olan, 2017' nin ne suçu olabilirdi ki, bu yaşananlarda?

 

Kime ne yararı oldu ki  bu yıl yaşadıklarımızın, bilemeyiz.

 

Pinokyo' dan bile daha çok yalan söyleyenler rahat uyuyor mudur mesela, bilemeyiz.

 

Burnu uzaya uzaya , uzayın derinliklerinde kaybolmuş  olanlar, yarattıkları ülkeden gerçekten de memnun mudurlar, bilemeyiz.

 

Uzaklarda bir yerlerde minik bir adacık varmış ya, Man Adası, işte oradan  gelen paracıklar yürekleri ısıtıyor mudur , gerçekten bilemeyiz,

 

Ya da kola takılan bir rüşvet nişanesi saat zamanı daha iyi geçirmeyi sağlıyor mudur acaba, gerçekten, bunu da bilemeyiz,

 

Kim haklı, kim haksız, zaman gösterecektir,

 

 en iyi bunu biliriz biz.

 

Bütün imparatorluklar, bütün uygarlıklar bir gün devrini tamamlamış, nice kahramanlar, nice peygamberler, nice krallar halklarına veda etmiş,

 

en iyi bunu biliriz biz.

 

2017 tarih olacak, geçmişimizde yer alacak,

 

Yeni umutlar ise 2018' de yeşerecek, en iyi bunu biliriz biz.

 

GECENİN ÇEKMECESİNDE

 

İnsanlar öldüler,hep öldüler,bir gün öldüler, anlaşılmaz!

 

Gecenin çekmecesinde unutuldular sonra

 

bir inci  kolye gibi dağılmış boncukları.

 

Belki bir gün balkona çıkar

 

blok flütle çocuk şarkıları çalarım

 

''DOSTLUĞUN BİZ SEVGİSİYLE TOPLANIRIZ BURADA ''

 

Sizler, bizler, ne bileyim herkesler...  /Didem Madak

 

Nazan Çoker Çinko

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Bu yazı 1166 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI