Bugun...

Rahmi AKDAŞ
DARBELER DİYARINDAN
Tarih: 10-10-2014 07:42:00 Güncelleme: 10-10-2014 07:45:00


 

 

 

 

 

 

  Bir gecede, yirmiden çok insan öldürüldü.

 

                 Diyarbakır ve Mardin Kızıltepe'de, sokaklara tanklar indi. Altı ilde sokağa çıkma yasağı kararı alındı.

 

                 İstanbul Esenyurt'ta, asker sokağa çıktı.

 

                 Evet; daha ne olabilirdi? Türkiye'ye bir gecede daha fazla nasıl zarar verilebilirdi?

 

                 IŞİD, Ankara'da "stratejik derinlik" kuramlarının kuyularında planlar yapanlardan çok daha fazla "derin" bir strateji uygulamış oldu. Kobane vesilesiyle,Türkiye'de Kürtler ve toplumun geri kalanının diyalog bağları,"bombalı saldırıya" uğramışa döndü. Böylece,"IŞİD'ın,Türkiye'deki hücreleri eyleme geçecek" iddialarına hiç gerek kalmadan,tahrip gücü son derece yüksek bir "psikolojik saldırı" gerçekleştirildi.

 

                 Ölümleri,yaşamını kaybedenlerin sayısı kaç olursa olsun,çok çabuk unutan Türkiye gib bir ülkeye karşı,sadece Kürt Sorunu değil,tüm sosyal fay hatlarını dinamitleyecek daha etkili bir "eylem" de olamazdı.

 

                  Aslında Türkiye'nin tüm siyasi fay hatları, Kobane'nin, IŞİD tarafından ablukaya alınmasıyla başlayan günlerde çatırdamaya başladı.

 

                  Son otuz kırk yılda,Türkiye üzerine üretilen siyaset bilimi çalışmalarının tamamına yakını şu ana temalar üzerine değil midir;"LAİK-MUHAFAZAKAR İLİŞKİLERİ","ASKER-SİVİL İLİŞKİLERİ","KÜRT SORUNU","MİLLİYETÇİLİK"...?

 

                  Tüm bu fay hatları, son birkaç haftada hep beraber yeniden,belki de eskiden olmadığı kadar ciddi biçimde hareketlendi.Türkiye'nin çok can yakan geçmişinden farklı biçimde,ilk kez,devlet ile vatandaşlar arsındaki gerginlik değil,saflaşmış insanlar/gruplar arasındaki husumet asıl mesele;toplumsal ayrılıklar,kırgınlıklar aşılmaz boyuta ilerliyor.

 

                  Evet,"barış süreci"ne yönelik araştırmaların çoğuna göre "barış" isteği,toplumun ekseriyetinde ağır basıyor.Buna karşılık,yakın zamanda Boğaziçi Üniversitesi'nden Prof. Hakan Yılmaz ve İnfakto Araştırma'nın düzenlediği çalışmaya göre,Kürt Sorunu'nun sebepleri olarak,"İNSAN HAKLARI VE ÖZGÜRLÜKLER ALANINDAKİ EKSİKLİKLERİ GÖRENLER",Türkiye genelinde "ÇOĞUNLUK"değil.

 

                  Komplo teorileri, Kürt Sorunu konusunda,Türkiye toplumunun zihinlerini önemli ölçüde teslim almış durumda.Kürt Sorunu'nu,"PKK'nın varlığı" olarak görenler artıyor.

 

                  "Kürt Sorunu'nun sebepleri nedir" sorusuna,"Türkiye'yi bölmek ve zayıflatmak isteyen dış güçlerin Kürt örgütlerini devlete karşı mücadeleye teşvik etmeleri (yüzde 32,8) ve "Kürt örgütlerinin kendi siyasi hedeflerine varmak için devlete karşı silahlı mücadele başlatmaları"(yüzde 22,6),diye cevap verenler, en yüksek oranı oluşturuyor.

 

                  Çözüm olarak da,"TERÖRLE MÜCADELEYİ" gösterenler ise, yüzde 29 oranında.

 

                  Hem Türk milliyetçileri içindeki "AYRILIK" isteyenlerin oranı da yükseliyor. Özerklik, federasyon veya bağımsızlık yüzde 22 ile en çok destek gören ikinci "ÇÖZÜM" önerisi. Ama bu gibi bir "AYRILIĞIN", İskoçya referandumu modeli" olmayacağını, bu coğrafyada çok canın yanacağını da herhalde, hepimiz biliyoruz. Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer sonuç da,Kürtler arasında,PKK ve HDP'nin görüşlerinin, HDP'nin oy oranı ötesinde benimsenmeye başlandığı.

 

                  Barış sürecine siyasi kutuplaşmalar cephesinden bakıp,"SIRF ERDOĞAN GİBİ 'ANTİ-DEMOKRATİK BİR LİDER' OLARAK ADDEDİLEN BİRİ İLE ÖZDEŞLEŞTİĞİ İÇİN REDDEDENLERİN SAYISI ARTIYOR" sonucu da çıkabilir bu araştırmadan.

 

                  EDAM'ın, 2013'teki bir araştırmasına göre,Türkiye kamuoyunda güneyde bir komşu olarak bağımsız bir Kürt devleti kurulmasını,"EN BÜYÜK TEHDİT" görenlerin oranı, yüzde 36 idi. Suriye'de aşırı İslamcıların hakim olmasını,"EN BÜYÜK TEHDİT" olarak niteleyenlerse,sadece yüzde 12 ve AKP seçmenleri arasında bu oran,yüzde 6'ya düşüyordu.

 

                  Buna karşılık, Kürtler ve Türkiye'nin geri kalanında, "EĞİTİMLİ VE LAİK" kesimde, aşırı İslamcıların komşuluğunu tehdit olarak görenler büyük çoğunluğu oluşturuyordu."IŞİD realitesi" nasıl bir değişim yarattı bilmiyoruz.

 

                  Fakat tüm bu yaşananların su üstüne çıkardığı bir gerçek varsa,o da ortak tehditalgılarının ortaklaştıramadığı bir "TOPLUMSAL KIRIKLIK" halinin ayan beyan varlığı.

 

                  112 Eylül ve 1990'lar gibi karanlık dönemlerden sonra,ilk kez askerin sokağa çıkması da,24 faili meçhul cinayet de Türkiye'yi, bir gecede onlarca yıl öncesine geri döndürebiliyor.

 

 

Not: Onyıllarca Kürt varlığını inkar eden devletin resmi ideolojisi; bizzat Türk Dil Kurumu tarafından "Türkçe-Kürtçe /Kürtçe Türkçe" sözlük yayınladı.

 



Bu yazı 3993 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI