Bugun...

Rahmi AKDAŞ
Toplum Ve Ben (1.)
Tarih: 30-06-2014 06:15:00 Güncelleme: 30-06-2014 06:15:00


 

 

  "Balık baştan kokar" atasözünde içkin olan mana hepimizce bilinir. Toplumu yöneten devlet, dayandığı sınıf ve tabakalar; devlet aklı dediğimiz: Asırlar boyunca oluşmuş (geleneğini oluşturacak kadar köklü devletler için geçerlidir)  yazılı olmayan yönetme anlayışının: "toplumsal sözleşme oluşturabilme yeteneğini yitirdiğinde" ortaya çıkan durumu anlatır.

 

              Şeklen devlet yine vardır, ama  yozlaştığından dolayı "hiç olmasa daha iyi denebilecek" kötülük kaynağı haline gelmiştir artık. Böylesi durumlarda "devletin asli unsurları 'regresyon' durumundadır. Sadece çekirdeğini koruma derdinde olduğundan, tavizkardır. "Nev zuhur" bazı güçleri yıpratıp, kendisine muhtaç kılana "biat edene" kadar edilgen davranır.Yeni 'oyuncular'ın  gevşemesini bekler. KADİM DEVLET'in dönüştüğünü zannedenlerin hata yapmaları  zaten kaçınılmazdır,ama özellikle artırmaya çalışarak,güçlerini bölerek vb. yıpratıp diz çöktürmesi zaman sorunudur.Ve ardından konjonktüre uygun BİÇİMSEL DEĞİŞİKLİKLERLE,yeni simalarla ağırlığını koyar.PATRON BENİM der adeta! Kimbilir kaçıncı kez...

 

               O esnada asıl bedeli toplum öder elbette. Devletin eski 'sivil' müttefikleri olan üst tabakalar fire verir, yeni zenginler yeni güç odakları oluşmuştur çünkü;ama asıl kaybı,ağır maddi manevi bedeli "alttakiler" öder.

 

                Adeta tabiat kanunları gibidir bu toplumsal alt üst oluşlar.Siyaset felsefesi,siyasi bilimler vb. ihtisas alanlarını ortaya çıkarmıştır..Halk tabiriyle:FİLLER TEPİŞİRKEN ÇİMENLER EZİLİR! durumlarını mercek altına alır.

 

             Her toplumun kendi tarihi yapısına göre farklılık göstermekle birlikte: "alttakiler / üsttekiler" denklemi aynıdır. Fakat, RÖNESANS'INI GERÇEKLEŞTİREMEMİŞ,medeniyet trenini hala kovalamakla meşgul;insan odaklı toplumsal sözleşme gerçekleştirememiş toplumlarda "BALIĞIN TEMİZ KOKTUĞU DÖNEMLER ÇOK KISADIR"."BAŞ /DEVLET" bir türlü "TOPLUM / GÖVDE" ile  ( ÖNCELİKLE KENDİSİ,YANISIRA YASLANDIĞI SINIF-TABAKALARI KOLLAYAYIM DERKEN)ahenk tutturamadığından(!) iki taraf da huzursuz,verimsiz,mutsuz,tedirginliğe mahkum,yozlaşmaktan kokuşmuşluk kısır döngüsünde varlığını koruma endişesiyle kıvranır durur.

 

                İşte Türkiye halkının içinde çaresizce kıvrandığı durum üç asırdır böyle. Kurtulma çabaları fayda etmiyor,çünkü "baş/gövde" diyalektik bir bütünlük içinde olduğundan. BÖYLE BAŞA ancak BÖYLE TARAK sarmalında  patinajla geçiyor zaman.Medeniyet treninin lokomotifini yöneten ULUSLARÜSTÜ FİNANS OLİGARŞİSİNİN güdümünden kurtulamıyoruz bir türlü.

 

                 Küresel kapitalizmin tahakkümü,ağır sömürüsü öylesine katlanılamaz bir halde iken,sefaletle boğuşan
 "alttakiler" mi çözüm üretsin?Üstelik on yıllardır herkesin zengin olabileceği vaadiyle iğfal edilip,kefen parasına kadar tüm birikimini kaybetmiş;sürekli borcu borçla ödeyerek, aymazlık içinde zevk-ü sefa arayışına devam edip,sosyal gerçekliğinden iyice uzaklaşmış , tam bir insan ziyanlığı, TOPLUMSAL CİNNET halindeyken?.Bu koşulları an be an yeniden üretmesi kaçınılmaz olan toplumsal anlayış/algı üzerine yapılmış çak kıymetli bir araştırmanın sonuçları aşağıda.

 

                  Altmış dört ilde, on sekiz yaş üstü Türk kökenli bireylerle yüz yüze yapılan görüşmelerin sonuçları:

1)Bir cihan devletiyiz.

2)Bilimsel ve teknolojik başarılarımızla çok gururluyuz.

3)Katılımcıların %65'i göçmenlerin Türkiye'deki suç oranını artırdığı ve yerli halkın işlerini ellerinden aldıklarına inanıyor.

4)Millet kavramını tanımlamak için belirli bir dinden olmanın önemine ilişkin ulaşılan sonuçta,38 ülke arasında yüzde 89 oranı ile Türkiye dünya birincisi.

5)Türklerin dünyada örnek alınacak bir ulus görüntüsü sergilediği düşüncesi, diğer ülkelerde rastlanmamış ölçüde yaygın.

6)"Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" gibi,yabancı düşmanı "otarşik(uluslararası ilişkilere kapalı) ulusalcı kültüre sahip olanlar çoğunlukta.

Kaynak:"ISSP" (International Social Survey Program)kapsamında yapılan araştırmaların:Sabancı Ün.'nden: Prof.Dr.Ersin KALAYCIOĞLU,Koç Ün.'nden:Prof.Dr.Ali ÇARKOĞLU'nun basın açıklamasıyla kamuoyuna açıklanan sonuçları.

"İ.T.Ü. İnsan ve Toplum Bilimleri Bl. öğr üyesi,Yrd.Doç. Doğan GÜRPINAR'ın "Komplolar Kitabı,Belki de Her Şey Göründüğü Gibidir alt başlıklı" kitabı.

 

             Bugünkü basından "ağlatabilecek derecede  trajik" haberler:

a)İstanbul'un tarihi miraslarından Hüseyin Avni Paşa Köşkü, dün çıkan yangında kül oldu.Boğaza nazır 89,5 dönüm arazideki köşkü TMSF'ndan  alan, 17 Aralık zanlılarından Mehmet Cengiz,köşk yandığından dolayı imar izni alabilecek

b)Antalya cayır cayır yandı.

c)Bandırma'da, bir şirkete ait kümeslerde,elektrik arızası nedeniyle çalışmayan fanlar 40 bin tavuğun telef olmasına yol açtı.

d)Bandırma'da BAGFAŞ'ın yeni kurduğu işletmenin inşaatında çalışan işçiler zehirlendi."Mekanik Taahhüt Grubu" adlı taşeron firmada işçi: 41 yaşındaki Zekeriya Akkabak, argon kaynağından çıkan gazdan zehirlenerek hayatını kaybetti. Zehirlenen diğer çalışanlar tedavi edilerek taburcu edildi.

e) Kimyasal uyuşturucu bağımlılarıyla internet bağımlılarının sayısı çığ gibi büyümekte.

f)IŞİD terör örgütünün Türkiye tarafından desteklendiğine dair kesin bilgiler, güvenilir kişi ve kuruluşlar tarafından açıklandı.

 

                  Kış-yaz yürüdüğüm Kapıdağ'da bugünkü tanıklıklarım:

                  Kim izin verdiyse, Farenomone Manastırı civarı arı kovanlarıyla kaplı.

                  Yasak olmasına rağmen, ormanın orta yerinde keçi sürüleri dolu.

                  Av yasağı dönemi olmasına rağmen, köpek havlamaları eşliğinde tüfek sesleri dağları çınlatıyordı.(Tüm TV. kanallarında, gün boyu kamu spotu yayınlanmakta bu konuda!)

                  Dağın en güzel yerlerinde piknik artıkları, envai çeşit atık günden güne çoğalmakta.

                  Manastırı görmeye gelen yabancı ziyaretçiler (türkçe bilmiyorlardı) kalıntıları bile muhteşem yapıyı incelerken şaşkınlıkları yüzlerinden okunuyordu.Yardımcı olmaya çalıştım,ama bir yandan da utandım doğrusu.Bilinen tarihi bin yılı geçen yapı hakkında birkaç dilde açıklama içeren tabela koymayı akıl (niyet?!)edecek kimse yok mu?

 

                  Yaklaşık yirmi beş kilometrelik güzergahımızın tamamı ormanlık araziydi. Ağırlıkla kestane-kayın-meşe ağaçlarından özellikle kestane ağaçlarının en az yarısı hasta;ağaçlandırma faaliyetleriyle yetiştirilmiş çamlarında bir kısmı can çekişmekte. 

                                                                        

                   Bu giriş  ve örnekler üzerinden, yazıya devam edeceğim.

                  

 SEVGİYLE,SAĞLICAKLA..

 



Bu yazı 6527 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI