Bugun...

Rahmi AKDAŞ
"YENİ MODEL İTTİHAT VE TERAKKİ"
Tarih: 21-04-2014 05:29:00 Güncelleme: 21-04-2014 05:29:00


 

 

Kısaca "İttihatçılık" olarak anılan siyasi anlayışa adını veren meş'um ve meşhur "İttihad Terakki Fırkası" pan-türkizm / pan islamizm karışımı "neo osmanlıcı" hayal uğruna Osmanlı'nın tabutuna son çiviyi çakmasıyla bilinir.

 

Mustafa Kemal, biraz adam kıtlığından ama daha ziyade "devlet-i ebed müddet" anlayışının (kültürel ve siyasi algısı,eğitimi,o'nun zamanında baskın olan 'modernizmin etkisi vb. etkenler yüzünden) kaçınılması kolay olmayan etkisiyle tümüyle tasfiye etmek yerine, ittihatçılığı revize ederek; bazı ittihatçıları da 'yol arkadaşı' edinerek liderliğini, siyasi mücadelesini sürdürmeyi tercih etmiştir maalesef.

 

Onca iyi niyetli çabalara rağmen "imparatorluk kalıntısı sosyoekonomik/sosyokültürel şartların elverişsizliği" diğer bir ifadeyle Türkiye Cumhuriyeti'nin hem alt yapı hem de üst yapı (veya maddi-manevi şartlar)malzemesinin 'ikinci hatta: üçüncü-dördüncü el' olması nedeniyle aydınlanma hamleleri başarısız olmuştur.

 

İkinci dünya savaşı sonrası başta A.B.D. olmak üzere emperyalist politikaların yörüngesine yeniden giren (ilki 1.Dünya savaşı esnasındaydı malum!) ülkemiz Nato'nun ileri karakolu olmak gibi onursuz bir duruşa sürüklenmekle kalmayıp: Hem sivil-askeri bürokrasi, hem de hormonlu (yani: sermayesi hristiyanların el konulan varlıklarından ve halktan zorbaca tahsil edilen vergilerden temin edilmiş!) komparadorluktan devşirilmiş 'burjuvazi'  ve 'MÜTTEFİKLERİ' tarafından acımasızca sömürülen: İKİNCİ CUMHURİYET dönemi yaşanmıştır.

 

Soğuk savaş boyunca korkusundan ölüp ölüp dirildiğimiz,iyice  kaşarlanmış bir ittihatçı tarafından "her kış gelebileceği söylenen" KOMÜNİZM modeli yıkılınca müttefiklerimiz tarafından  DAYATILAN : "NEOLİBERAL /KÜRESEL KAPİTALİZM " modeline karşı çıkmaya yeltenen   zamanın "Türk-İslamcı" başçalanı "elli sente muhtaç edilerek" diz çöktürülmüş (tarihe 24 ocak 1980 kararları adıyla geçen ulusal/uluslararası köklü düzenlemelerle) ardından hala debelendiğimiz : ÜÇÜNCÜ CUMHURİYET  döneminin sonlarını,hatta uzatmalarını yaşadığımızı düşünüyorum.

 

Köklü tarihi geçmişe sahip toplumların rejimleri dönemlere ayrılır. Bazı yanılma paylarını hesaba katarak:sadece analiz kolaylığı sağlamak amacıyla! Yanlış hatırlamıyorsam, Fransa altıncı cumhuriyet döneminde mesela.

 

Naçizane "tarih teorime" döneceğim.

 

Nur içinde yatası Server TANİLLİ'nin (T.C. destekli paramiliter çeteler tarafından kurşunlandığından dolayı ölene kadar felçli yaşayan unutulmaz aydınlanma savaşçısı akademisyen) "Çağdaşlaşmanın Neresindeyiz" adlı eserinde, sayısız öncülleri gibi neden bir türlü 'medeniyet trenini/çağdaş evrensel düzeyi yakalayamadığımız' sorusuna cevap üretmeye çalışmıştır. Bu soru,"geyik muhabbeti kıvamında sorduğumuz: Ne olacak bu memleketin hali" şeklinde bile sorulmamakta artık farkındaysanız! Çünkü "neoliberal kapitalizmin kölesi olma halini kanıksadık! "Tüm insani değerlerimizi mirasyedi edasıyla tüketirken,kazancımızdan fazla harcamaya bağımlı; hedonist -haz vermeyen hiç ama hiç bir şeye gönül indirmeyen- bireylerin çoğunlukta olduğu (dindar- dinsiz- sağcı/solcu-Türk/Kürt..yaklaşık aynı oranlarda yozlaşmış!!) bir toplumda  "insanca yaşayabilen değil: yaşıyormuş gibi davranarak kendi kendini bile kandıran" biçarelere dönüşmüş durumda olduğumuzu söylesek abartmış mı oluruz dersiniz?

 

 Asr-ı saadeti zikrederek  o devirlerdeki gibi yaşamayı savunan sahte dindarlarla, bir tür asr-ı saadet olarak birinci cumhuriyet dönemine atıf yapanlar ve çeşitli ara türleri ya ahmak, ya da yalancıdırlar! Kendi hesabıma bu tarz yaklaşımlardan iyice tiksiniyorum artık  Hiç siyasi analiz yapmaya kalkışmasalar diyeceğim yok! Ama bu toplumda herkes "dini/siyaseti/futbolu" bilir geçinirken, zulme  sömürüye karşı çıkmaya gayret eden hakikatli insanlara mani olmaktan da geri kalmıyorlar ki!!

 

Temelde aynı gerekçelerle, aynı sınıf ve tabakalara mensup siyasetçiler aynı İTİHAT VE TERAKKİ FIRKASI ZİHNİYETİYLE yönetiyorlar bu ülkeyi, nasıl ki iktisadi bilimlerde kapitalizmin mantığı içerisinde kaldığı sürece ekoller arasında temel fark olamazsa, bu ülkeyi yöneten zihin dünyası da OSMANLI’NIN SON ÜÇ YÜZ YILINDAN BERİ AYNI olagelmiştir! Elbette arada sınırlı "iyilik hali dönemleri" yaşanmıştır! Fakat istisnaidir! Ana akım: Monarşik/totaliter/meşrut/cumhuriyet.. adları hiç bir şekilde "İNSAN ODAKLI REJİMLER OLMAMIŞTIR!" İNSAN ODAKLI DÜŞÜNEN HER KİM OLURSA OLSUN, EN AZINDAN ÖTEKİLEŞTİRİLMİŞ, DİRENİRSE ELİMİNE EDİLMİŞ HATTA ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR!!"

 

Herkesin inancı, asr-ı saadeti kendine! DEMOKRASİ-ÖZGÜRLÜK-EŞİTLİK isteyen, insan odaklı düşünebilen herkes kapitalizme ve onun nihai ideolojisi faşizme karşı elinden geldiği kadar mücadele etmeli, ya da şükredip/sızıp durumuna razı olmalı! Nitekim bir çok kişi böyle yapmakta, ta ki kendi canı yanana kadar.

 

İnsanları seviyorum. İnsanlık onurunu koruyup geliştirmeye =elinden geldiği, gücü yettiği kadar= çalışanları daha da çok seviyorum. Ben de böyle yaşayıp, şerefimle ölebilmek istiyorum. Bu minvalde yazmaya beni zorlayan, yaşadığımız kentte ve ülkemizde gözlediğim ağır insan hakları ihlallerine lafı geveleyerek "karnından konuşan" sahte muhalifler oldu. Elbet suç;  zalimlerde aslında… Ama, Nazım Baba'nın dediği gibi kabahatin çoğu...



Bu yazı 1853 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI